Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Barış: İBB Şehir Tiyatroları Yeni Sezonu

2–3 dakika

110 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan İBB Şehir Tiyatroları, yeni sezonunu “Sürdürülebilir Bir Dünya İçin… Barış” temasıyla açtı. Bu temayla birlikte sanatın evrensel bir barış dili olduğu mesajını veriyor. Klasik ve çağdaş tiyatro eserlerinden oluşan zengin repertuvarı, günümüz dünyasındaki çatışmalara sanatsal bir bakış sunuyor. Bu yazıda sezonun öne çıkan oyunlarına yer verdik.

İBB Şehir Tiyatroları oyun önerileri
Photo by cottonbro studio on Pexels.com

Hamlet

William Shakespeare’in zamansız eseri Hamlet… İnsan doğasının evrensel ikilemleri olan yaşam ve ölüm, intikam ve adalet, düşünce ve eylem arasındaki çatışmalar, bu başyapıt aracılığıyla sahneye taşınıyor. Sabahattin Eyüboğlu’nun özenli çevirisi, oyunun derinliğini izleyiciye başarıyla aktarıyor.

William Shakespeare Hamlet

Cadı Kazanı

Cadı Kazanı 1692 yılında ABD’nin Salem kasabasında yaşanan gerçek olaylardan esinleniyor. Arthur Miller’ın kaleme aldığı bu eser, cadılıkla suçlanan insanların yaşadığı korkunç zulmü ve haksız yargılamaları anlatıyor. Eser, toplumsal paranoyanın ve bireysel çıkarların nasıl trajedilere yol açabileceğini gözler önüne seriyor.

Arthur Miller Cadı Kazanı

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in aynı adlı romanından tiyatroya uyarlanan Fosforlu Cevriye, 1930’ların İstanbul’unda geçen etkileyici bir hikaye sunuyor. Sokak kızı Cevriye’nin, polisten kaçan bir adama duyduğu aşk ve toplumun farklı sınıflarını temsil eden karakterler, oyunun merkezinde yer alıyor.

Suat Derviş Fosforlu Cevriye

Bir Halk Düşmanı

Henrik İbsen’in güçlü kaleminden çıkan Bir Halk Düşmanı, Dr. Stockman’ın kaplıcalar üzerine yaptığı araştırmalar üzerinden, birey ve toplum arasındaki çıkar çatışmalarını ele alıyor. “Halkın yararına” olan şeylerin, aslında nasıl çarpıtılabildiğini izleyiciye çarpıcı bir şekilde sunuyor.

Henrik İbsen Bir Halk Düşmanı

Godot Geldi

Miodrag Bulatovic’in yazdığı Godot Geldi, Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken adlı eserine göndermede bulunuyor. Bataklıkta geçen bu oyun, beklenen kişinin kim olduğundan ziyade, bekleme sürecinin kendisini ele alıyor ve izleyiciyi bu süreç üzerine düşünmeye davet ediyor.

Miodrag Bulatovic Godot Geldi

Tartuffe

Molière’in ölümsüz eseri Tartuffe, dini duyguları istismar eden bir dolandırıcının, zengin bir adamın ailesini ve mal varlığını hedef almasını anlatıyor. Mizahi bir dille yazılan bu eser, körü körüne inançların tehlikelerine dikkat çekiyor.

Moliere Tartuffe

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Haldun Taner’in bu önemli yapıtı, 2. Meşrutiyet’ten 1960’ların sonuna kadar uzanan bir zaman diliminde Türkiye’nin toplumsal değişimlerini ele alıyor. İki çocukluk arkadaşının hikayesi üzerinden bireylerin farklı yönlere savrulmasını ve toplumsal dönüşümleri ustalıkla anlatıyor.

Haldun Taner Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Kuğunun Şarkısı

Anton Çehov’un Kuğunun Şarkısı adlı tek perdelik eseri, yaşlı bir aktörün geçmişe dönük sorgulamalarını sahneye taşıyor. Oyunda pişmanlık, yalnızlık ve hayata tutunma çabası duygusal bir şekilde işleniyor.

Anton Çehov Kuğunun Şarkısı

Çingene Boksör

Rike Reiniger’in yazdığı Çingene Boksör, 1920’lerin yıldız boksörlerinden Johann Wilhelm Trollmann’ın Nazi rejimi altındaki zorlu yaşamını konu alıyor. Ruki’nin trajik hikayesi, ayrımcılık, dostluk ve azim üzerine etkileyici bir anlatım sunuyor.

Rike Reiniger Çingene Boksör

Oscar

Claude Magnier’in eseri Oscar, birbirine dolanan ilişkilerle gelişen eğlenceli ve karmaşık bir hikayeyi anlatıyor. Karakterler arasındaki yanlış anlaşılmalar, esprili diyaloglarla birleşerek seyirciye keyifli bir deneyim vadediyor.

Claude Magnier

Görsel kaynakları: İBB Şehir Tiyatroları

Bu yazı, daha önce the Magger’da yayınlanan yazımdan esinlenilerek yeniden düzenlenmiştir.

Yeni yazıların e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Bizi Instagram’da Takip Edin!

AliveSouls'a ücretsiz abone olun!

Güncel yazılardan ve haftalık bültenden anında haberdar olmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin