110 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan İBB Şehir Tiyatroları, yeni sezonunu “Sürdürülebilir Bir Dünya İçin… Barış” temasıyla açtı. Bu temayla birlikte sanatın evrensel bir barış dili olduğu mesajını veriyor. Klasik ve çağdaş tiyatro eserlerinden oluşan zengin repertuvarı, günümüz dünyasındaki çatışmalara sanatsal bir bakış sunuyor. Bu yazıda sezonun öne çıkan oyunlarına yer verdik.

Hamlet
William Shakespeare’in zamansız eseri Hamlet… İnsan doğasının evrensel ikilemleri olan yaşam ve ölüm, intikam ve adalet, düşünce ve eylem arasındaki çatışmalar, bu başyapıt aracılığıyla sahneye taşınıyor. Sabahattin Eyüboğlu’nun özenli çevirisi, oyunun derinliğini izleyiciye başarıyla aktarıyor.

Cadı Kazanı
Cadı Kazanı 1692 yılında ABD’nin Salem kasabasında yaşanan gerçek olaylardan esinleniyor. Arthur Miller’ın kaleme aldığı bu eser, cadılıkla suçlanan insanların yaşadığı korkunç zulmü ve haksız yargılamaları anlatıyor. Eser, toplumsal paranoyanın ve bireysel çıkarların nasıl trajedilere yol açabileceğini gözler önüne seriyor.

Fosforlu Cevriye
Suat Derviş’in aynı adlı romanından tiyatroya uyarlanan Fosforlu Cevriye, 1930’ların İstanbul’unda geçen etkileyici bir hikaye sunuyor. Sokak kızı Cevriye’nin, polisten kaçan bir adama duyduğu aşk ve toplumun farklı sınıflarını temsil eden karakterler, oyunun merkezinde yer alıyor.

Bir Halk Düşmanı
Henrik İbsen’in güçlü kaleminden çıkan Bir Halk Düşmanı, Dr. Stockman’ın kaplıcalar üzerine yaptığı araştırmalar üzerinden, birey ve toplum arasındaki çıkar çatışmalarını ele alıyor. “Halkın yararına” olan şeylerin, aslında nasıl çarpıtılabildiğini izleyiciye çarpıcı bir şekilde sunuyor.

Godot Geldi
Miodrag Bulatovic’in yazdığı Godot Geldi, Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken adlı eserine göndermede bulunuyor. Bataklıkta geçen bu oyun, beklenen kişinin kim olduğundan ziyade, bekleme sürecinin kendisini ele alıyor ve izleyiciyi bu süreç üzerine düşünmeye davet ediyor.

Tartuffe
Molière’in ölümsüz eseri Tartuffe, dini duyguları istismar eden bir dolandırıcının, zengin bir adamın ailesini ve mal varlığını hedef almasını anlatıyor. Mizahi bir dille yazılan bu eser, körü körüne inançların tehlikelerine dikkat çekiyor.

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
Haldun Taner’in bu önemli yapıtı, 2. Meşrutiyet’ten 1960’ların sonuna kadar uzanan bir zaman diliminde Türkiye’nin toplumsal değişimlerini ele alıyor. İki çocukluk arkadaşının hikayesi üzerinden bireylerin farklı yönlere savrulmasını ve toplumsal dönüşümleri ustalıkla anlatıyor.

Kuğunun Şarkısı
Anton Çehov’un Kuğunun Şarkısı adlı tek perdelik eseri, yaşlı bir aktörün geçmişe dönük sorgulamalarını sahneye taşıyor. Oyunda pişmanlık, yalnızlık ve hayata tutunma çabası duygusal bir şekilde işleniyor.

Çingene Boksör
Rike Reiniger’in yazdığı Çingene Boksör, 1920’lerin yıldız boksörlerinden Johann Wilhelm Trollmann’ın Nazi rejimi altındaki zorlu yaşamını konu alıyor. Ruki’nin trajik hikayesi, ayrımcılık, dostluk ve azim üzerine etkileyici bir anlatım sunuyor.

Oscar
Claude Magnier’in eseri Oscar, birbirine dolanan ilişkilerle gelişen eğlenceli ve karmaşık bir hikayeyi anlatıyor. Karakterler arasındaki yanlış anlaşılmalar, esprili diyaloglarla birleşerek seyirciye keyifli bir deneyim vadediyor.


Yorum bırakın