İklim Kriziyle İlgili Herkesin Bilmesi Gereken 5 Temel Gerçek

3–5 dakika

Günlük hayatımızda sıklıkla duymaya başladığımız “iklim değişikliği” kavramı, aslında mevcut durumu yeterince ifade etmiyor. Bu basit bir değişim değil, bir kriz. “Yeni Gerçeğimiz Sürdürülebilirlik” kitabının yazarları Gülin Yücel ve Prof. Dr. Levent Kurnaz, bu krizin ciddiyetini ortaya koyarak zamanımızın daraldığına dikkat çekiyor. Peki sürüklendiğimiz bu “6. yok oluş” hakkında ne kadar bilgilisiniz?

Photo by Markus Spiske on Pexels.com

1. Doğanın Dengesi Bozuldu

“Yeni Gerçeğimiz Sürdürülebilirlik” kitabının yazarları, iklimin 18 bin yıl boyunca belli bir düzen içerisinde seyrettiği “Holosen Dönem”den, insan etkisiyle iklimin değiştiği “Antroposen Dönem”e geçiş yaptığını vurguluyor. Endüstri devriminden bu yana, dünya ortalama 1°C ısındı ve mevcut düzen devam ederse, 2050 yılına doğru 1,5°C sınırına ulaşacağız. 1,5°C kulağa küçük bir artış gibi geliyor olsa da dünya için ciddi sonuçları var, çünkü bu eşik aşıldığında, dünya bildiğimiz dünya olmaktan çıkacak; sel, kuraklık, biyoçeşitliliğin azalması ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi felaketlerle karşı karşıya kalacağız.

Kitapta paylaşılan bir diğer çarpıcı gerçek de iklim değişikliğiyle beraber son 40-50 yılda “diğer canlı” nüfusunun %60 oranında azalmış olması. Bu ekolojik dengenin bozulması, besin zinciri başta olmak üzere tüm ekosistemleri tehdit ediyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri ise Karadeniz’de yetişen gıdalara zarar veren bir kelebek türünün son yıllarda orantısızca üremesi.

Photo by Pixabay on Pexels.com

2. Mesele Küresel Isınmanın “Hızı”

Yazarlar, gezegenimizin geçmişinde, atmosferdeki karbondioksit oranının ve sıcaklıkların bugünkünden çok daha fazla olduğu dönemlere dikkat çekiyor. Burada kritik nokta, bu karbondioksit oranının “ne kadar hızlı” değiştiğidir. Doğa, atmosferdeki karbondioksit oranına alışarak yeni bir denge noktası bulacaktır, ancak bu yeni denge noktasında, yaşamın bugünkünden çok farklı olması bekleniyor. Örneğin, dünya nüfusunun 8 milyar yerine, sadece 4 milyar olması ve bugünkü canlı türlerinin pek çoğunun var olmaması gibi.

Bu arada yoldan geçen herhangi birine dinozorların neslinin neden tükendiğini sorsak, muhtemelen dünyaya çarpan göktaşının yarattığı yıkım olduğunu söyleyebilir. Oysaki kitap bu konuya bir açıklık getiriyor: bunun asıl sebebinin, göktaşı çarpmasından sonra meydana gelen “değişimlerin hızı” olduğunu vurguluyorlar. Bugün yaşamakta olduğumuz değişiminin hızı, dinozorları yok eden sürece neredeyse eşdeğer.

Photo by Guillaume Falco on Pexels.com

3. Şiddetli Kar Fırtınalarının Nedeni

Kitap, gezegenimiz ısınırken, bazı bölgelerde neden şiddetli kar fırtınalarının olduğuna da açıklık getiriyor. Kutup bölgesindeki soğuk hava akımını (polar vorteks) hapseden ve “jet akımı” olarak bilinen bir kalkan vardır. İklim değişikliğinin etkisiyle, bu kalkan zayıflamakta ve soğuk hava aşağılara sarkmaktadır. Bu da bazı bölgeler kavrulurken, bazı bölgelerin şiddetli fırtınalar, hortumlar ve sağanak yağışlara maruz kalmasına neden olur.

4. Çocuklarımızın Kaynaklarını Tüketiyoruz

İnsanlığın bir sene içindeki tüketimiyle, dünyanın kendi kaynaklarını yenileme hızını geçtiği güne “Dünya Aşım Günü” deniyor. Her yıl biraz daha öne gelen bu tarih, 2024 yılında 1 Ağustos oldu. Yani dünyanın bir yıl boyunca yenileyebileceği kaynakları, yılın neredeyse yarısında tüketmiş oluyoruz. Mevcut tüketim alışkanlıklarımız devam ederse, 2030’da iki, 2050’de üç dünya kaynağı tüketmiş olacağız. Bu da çocuklarımızın kaynaklarını çalmak anlamına geliyor.

Photo by Pixabay on Pexels.com

5. Hâlâ Bireysel Olarak Yapabileceklerimiz Var

Bireysel olarak yapabileceklerimiz bununla sınırlı kalmıyor. İşte en etkili yöntemlerden bazıları:

  • Kömür, petrol ve doğalgaz yakmayı bırakmalı, en azından azaltmalıyız. En fazla 90 yıl yetecek kadar petrol kaldığını unutmayarak elektrikli araçlara yönelmeliyiz. Bunun yanında ısı yalıtımlı evlerde oturmalı, yalnızca ihtiyacımız kadar evlerimizi ısıtmalı ve güneş enerjisinden faydalanmalıyız.
  • Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamalı, yenisini almak yerine nesneleri onararak, paylaşarak veya ödünç alarak kullanmalıyız. “İleri dönüşüm” ile başka işlerde de kullanmak mümkün. Ancak geri dönüşüm son çare olmalı, ilk değil.
  • Oturduğumuz binada yağmur suyunu biriktirip kullanmalıyız. Sanılanın aksine, yağan yağmurun baraj doluluğuna önemli bir katkısı olmuyor, çünkü yağmurlar kanalizasyonlardan denize akıyor.
Hayvancılığın Saklı Gerçekleri | Kaynak: cowspiracy.com

Son Olarak: Paris Anlaşması ve COP Toplantıları

Ülkeler, 2015 Paris Anlaşması ile kendi belirledikleri sürdürülebilirlik hedeflerini 2030’a kadar yerine getirmeyi taahhüt etti. Aynı zamanda her yıl yapılan COP (Conference of Parties) toplantılarında, ülkeler bir araya gelerek sera gazı salınımlarını azaltmak için aldıkları aksiyonları ve atılması gereken adımları belirliyor. Ancak bu sürecin yetersiz ve yavaş ilerlediği açık. Ülkelerin daha radikal ve cesur kararlar alması şart.

Gelecek Nesillere Ne Bırakıyoruz?

İklim krizi sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de en kritik sorunu olacak. Kitapta belirtildiği gibi, bugün harekete geçmezsek, çocuklarımız açlık, susuzluk ve salgın hastalıkların ortasında bir dünya devralacak.

Albert Einstein’ın sözü durumu çok iyi özetliyor: “Problemleri, onları yaratırken sahip olduğumuz düşünce sistemi ile çözemeyiz.”

Zamanımız daralıyor, acilen harekete geçmeliyiz!

Kaynak: yeniinsanyayinevi.com

Yeni yazıların e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Bizi Instagram’da Takip Edin!

AliveSouls'a ücretsiz abone olun!

Güncel yazılardan ve haftalık bültenden anında haberdar olmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin