Bugün yaşadığımız çevresel krizlerin ve sosyal eşitsizliklerin temelinde yatan sebeplerden biri de tüketim alışkanlıklarımız… İklim değişikliği, kaynaklarımızın tükenmesi ve gıda israfı gibi küresel sorunlar, bireysel tüketim alışkanlıklarımızla doğrudan bağlantılı. Bunun yanında, tüketim tercihlerimiz, bireysel olarak ekonomik gücümüzü göstermenin de etkili bir yolu. Peki, bu gidişatı nasıl değiştirebiliriz? Gülin Yücel ve Prof. Levent Kurnaz, Döngüsel Ekonomi kitabında daha sürdürülebilir ve adil bir dünya için atabileceğimiz adımlardan bahsediyor.

1. Döngüsel Ekonomi Nedir?
Kitap, döngüsel ekonomiyi, “kaynakları çöpe dönüştürmeden tekrar tekrar kullanma yöntemleri geliştirmek” şeklinde tanımlıyor. Bu sistem, satın alma yerine kiralama, tamir ederek kullanım süresini uzatma, upcycle ve downcycle yöntemleriyle yeniden değerlendirme ve son çare olarak geri dönüştürme prensiplerine dayanır. Ancak unutmayalım ki, üreticilerin döngüsel bir sistem oluşturması için, tüketici veya markaların bu talebi yaratması gerekir.
Upcycle (ileri dönüşüm): Bir malzeme veya ürünü, orijinaline eşit veya ondan daha yüksek bir değere dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırmaktır. Cam şişeyi dekoratif bir lamba veya vazoya çevirmek gibi.
Downcycle (aşağı dönüşüm): Bir malzeme veya ürünü, orijinalinden daha düşük bir değere dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırmaktır. Plastik şişelerin plastik fibere dönüştürülmesi gibi.

2. Tüketimi Azaltmanın Gücü
- Gereksiz Alışverişten Kaçınmak: Son zamanlarda satın aldığınız şeylerin ne kadarı gerçek ihtiyaca yönelikti? Kitap, satın alınan tekstil ürünlerinin %43’ünün keyfi olduğuna dikkat çekiyor ve bir tekstil ürününün ortalama sadece 5 kere giyildiğini vurguluyor. Satın aldığımız her ürün ciddi bir çevre yüküne sahiptir. Her yıl ortaya çıkan 10,5 milyon ton tekstil atığı, global çöpün %6’sını oluşturuyor. Üstelik tekstil endüstrisi, sera gazı etkisiyle petrolden sonra en fazla çevre kirliliği yaratan sektörlerden biri. Bunun yanında, bir pamuklu tişört üretmek için bile, bir insanın 2,5 yıllık su ihtiyacı kadar su tüketiliyor. Bir tişört alırken, dünyada yaklaşık 3 milyar insanın suya erişiminin oldukça kısıtlı olduğunu unutmayın!
Pandemiden bu yana, kendim için çok nadir giyim alışverişi yaptığımı söyleyebilirim, çünkü doğum günü, yılbaşı derken, ailemin ve eşimin aldığı hediyeler bana fazlasıyla yetiyor. Hatta artık son zamanlarda doğum günü dışındaki özel günlerde hediyeleşmeyi bıraktık.
- Gıda İsrafını Önlemek: Tarım alanlarından elde edilen gıdanın neredeyse yarısı besin olamadan çöpe gidiyor. Oysaki sadece Avrupa’da çöpe giden gıdalar engellenebilse, yılda 200 milyon aç insanı besleyecek kaynak yaratılabilir. Gıda sürdürülebilirliği için daha az tarım ilacı ile gübre kullanımına ve gıda israfını önlemeye teşvik etmeliyiz. Yerel üreticilerden, semt pazarlarından ve mahallemizdeki esnaflardan yalnızca ihtiyacımız kadar alışveriş yapmalıyız. Böylece bozularak çöpe giden gıdaların da önüne geçmiş oluruz.

3. Alternatif Tüketim Modelleri
- İkinci El Kullanımı: Kullanmadığımız eşyaları bağışlamak, satmak veya hediye etmek; ikinci el ürünleri tercih etmek sürdürülebilir bir tüketim modeli oluşturur. Bunun için sahaflar, ikinci el pazarları ve uygulamalarını tercih edebiliriz. Artık giymekten ve görmekten sıkıldığımız kıyafet ve aksesuarları kardeşimle değişmemiz bunun en güzel örneği.
- Ortak Kullanım ve Kiralama Modelleri: Yolcu taşımacılığı, toplam karbon emisyonunun %11’inden sorumlu. Buna ek olarak, Avrupa’da üretilen arabaların sadece %5’i kullanımda, gerisi ya park halinde ya da amaç dışında kullanılıyor. Bu nedenle bireysel araçlarımız yerine, toplu taşıma veya araç kiralama gibi ulaşım modellerine yönelmeliyiz. Ayrıca, benzer ihtiyacımız olan eşyaları ortak satın alarak, takas yaparak veya kiralayarak kaynak kullanımını minimize edebiliriz. Örneğin, yaşadığınız binada, Amerikan dizilerinde olduğu gibi ortak çamaşırhane olsaydı fena olmaz mıydı? Veya matkabı paylaşımlı olarak kullanmak?
- Döngüsel Markaları Tercih Etmek: Sürdürülebilir bir üretim sisteminin mümkün olması için, üreticilerin döngüsel ekonomi prensiplerini benimsemesi gerekiyor. Başka bir tesisin atığını, kendi üretimlerinin girdisi olarak kullanan, geri dönüştürülmüş malzemelerle üretim yapan, çevre yükünü ölçen ve iyileştirmek için adımlar atan gezegen dostu markalara yönelmek önemlidir. Mesela, severek kullandığım spor ayakkabımın, okyanuslardan toplanan plastiklerden geri dönüştürülmüş olması benim için tercih sebebiydi.

4. Tüketiciden ‘Türetici’ye Dönüşmek
“Sorumlu tüketici” olmanın temel koşulu, tüketici kimliğinden çıkarak “türetici” olmaktır. Türetici, sadece ihtiyaçlarını iki defa gözden geçirmekle kalmaz, aynı zamanda satın aldığı ürünlerin arka planını, üretim süreçlerini, içeriğini ve çevresel etkilerini de sorgular. Bilinçli seçimler yaparak adil üretimi destekler.
Örneğin kitap, dünyada tahminen 152 milyon çocuk işçi olduğuna dikkat çekiyor ve yaklaşık yarısının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel olarak uygunsuz şartlarda çalıştığını vurguluyor. Dünyada her yıl ortalama 12 bin çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini göz önünde bulundurursak, global zincirler yerine yerel üreticiyi neden tercih etmeniz gerektiğine dair güçlü bir sebep sunmuş oluruz sanıyorum.
5. Değişimin Önündeki Engeller ve Çözüm Önerileri
Machiavelli, dönüşümlerin cesaret gerektirdiğini; bu süreçte zorluk, şüphe ve tehlike ile karşılaşılabileceğini belirtmiştir. Gandhi ise, değişim için liderlere değil, organizasyon becerisine sahip bireylere ve iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu söyler. Bu dönüşümün kolay olmayacağını bilerek, birlikte hareket etmek, düştüğümüzde hızla geri kalkıp yola devam etmek kalıcı değişimin anahtarıdır.

Sonuç: Tüketimimizi Yöneterek Geleceğimizi Şekillendirebiliriz
Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirerek topluma ve gezegene daha az zarar veren bir sisteme geçmek mümkün. Satın alma dürtülerimizi süzgeçten geçirmek, daha az tüketmek, yerel ve etik üreticileri desteklemek, paylaşım ekonomisini yaygınlaştırmak ve gıda israfını önlemek gibi basit ama etkili adımlarla bu dönüşümün bir parçası olabiliriz. Her bireyin kendi alışkanlıklarında böyle bir değişiklik yapması büyük bir dönüşüm yaratabilir. Bugünden başlayarak, “türetici” olma yolunda adım atmaya hazır mısınız?

Yorum bırakın