Havva Zorlu ile: Hayvancılık Sektörünün Görünmeyen Yüzü

4–6 dakika

Hazırlanmakta ve okumakta en çok zorlandığım içeriğim oldu… Havva Zorlu, çoğumuzun bilmediği, bazen de görmezden geldiği hayvancılık sektörünün ardında yaşananları fotoğraflayarak, daha çok insanı bilinçlendirmeye çalışan bir fotomuhabir. “Et yemeden yaşayabilirim ama yumurtasız peynirsiz yapamam” diyen herkesin okuması gereken bir röportaj…

Kaynak: instagram.com

Seni kısaca tanıyabilir miyiz? Hayvan Foto Muhabirliği yapmaya nasıl karar verdin? We Animals Media ile yollarınız nasıl kesişti?

Ben Havva, ortaokul yıllarında fotoğraf çekmeye başlayan, fotomuhabiri olmak isteyen ve lisede gazetecilik, üniversitede fotoğraf eğitimi almış bir fotoğrafçı ve fotomuhabiriyim. 

Üniversite yıllarımda hayvanların yaşadıkları sömürüyü idrak etmeye başladıkça kişisel hayatımda değişimler başladı. Önce vejetaryen, 2 yılın ardından vegan oldum. Vegan olurken fark ettiğim şeyler, bu alanda çalışmama sebep olan başlıca şeylerdi. Sömürü altında yaşayan ya da hayvansal gıda üretimi için öldürülen hayvanların yaşadıklarını görünür kılmak için bu alanda çalışmak istiyordum. 

Fotoğrafın belgesel gücünün farkındaydım ve bu gücü hayvanların yaşadıklarını göstermek için kullanmak istedim. Vegan olduktan kısa bir süre sonra ilk saha tecrübemi hayvanat bahçesinde gerçekleştirdim. Orada çektiğim fotoğraflar, bana daha fazlasını yapabilmek için cesaret verdi. Derdimi anlatabildiğim fotoğraflar çekebildiğimi görmüş oldum.

Kaynak: instagram.com

Tanık olduğun en çarpıcı an neydi? O an senin için hayatında neleri değiştirdi?  

Çok fazla çarpıcı ana tanık oldum. Süt çiftlikleri, mezbaha, kurban bayramı, hayvan pazarları, fabrikalar, kafesler, balık avcılığının yapıldığı gırgır tekneleri… Aralarından bir tanesini seçmek oldukça zor. Ama hepsinin ortak noktası onlarla göz göze geldiğim anlar. Sahada hayvanlarla göz teması kurduğum her an benim için çok çarpıcı oluyor.

Onlara yapılanlara tanık olmak beni çok daha çaresiz ve umutsuz bir insan yaptı. Bir yandan da daha öfkeli. Onlarla daha çok insanın göz göze gelmesini istiyorum bu yüzden bu alanda çalışmaya başladığımdan bu yana devam ediyorum. 

İnsanların görmesini en çok istediğin, çoğu zaman görmezden geldiğimiz gerçek nedir?

Hayvanlarla aramızda temelde hiçbir farkın olmadığı. Onlarla ne kadar çok benzediğimiz görmezden geliniyor. Benzemiyor olsak da yaşadıkları adaletsizlikleri görmezden gelmememiz gerekirdi elbette ama ilişkileri, davranışları, maruz kaldıkları, yaşadıkları pek çok şey bugün insanın, kadının, işçinin maruz kaldıklarıyla çok benzer. Mücadelemiz bütünleşik, kendi özgürlüğümüzü isterken hayvanların göz ardı edilmemesini isterdim. Dönüşümün böyle geleceğini umut ediyorum.

Kaynak: instagram.com

Fotoğrafların insanlar üzerinde nasıl bir etki sağlıyor? Bu konuda geri dönüşler alıyor musun? Rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmek insanlarda bir değişim başlatıyor mu sence?

Pek çok insandan gördüklerini daha önce hiç görmediği/duymadığı, ilk kez bu konuda bilgi sahibi olduğu yönünde dönüşler alıyorum. Çoğunda şaşkınlıkla birlikte bir suçluluk duygusu oluyor. Kendilerini savunuyorlar, neden hayvansal yemeleri gerektiğini ya da kendilerince nasıl değişimler yaptıklarını anlatıyorlar. Değişime yönelik harekete geçeceklerini söyleyenler de oluyor.

Uzun vadede bir değişimin başlayacağını umut ediyorum. 

Hayvancılık sektöründe çalışan insanlar bu gerçeklere karşı nasıl bir tutum içerisindeler?

Sektöre hizmet eden insanlar işçi, hayvanlar da mal. Zaten böyle bir hiyerarşik sistem var. Bizim gördüğümüz gibi görmüyorlar elbette. Ahırlarda bakım veren, besleme yapanların çoğu hayvanları sevimli buluyorlar, merhamet gösteriyorlar ancak onlara bir mal gözüyle baktıkları için acı çekiyor olmaları ya da kullanılıyor olmalarını düşünmüyorlar. Onların kaderi bu diye bakıyorlar. En insaflısı işini onlara karşı şiddet göstermeden yapıyor. 

Hayvanları avlamak, kesmek, suni tohumlama yapmak gibi işlerle uğraşanlar ise çok daha uzaklar. Yaptıklarıyla gurur duyuyorlar. Hayvanların üzerinde bir hakimiyet kurduklarını gösterme çabasında oluyorlar, tavırları ve söylemleri bir güç gösterisine dönüşebiliyor. 

Kaynak: instagram.com

İlk çekim yaptığım alanlardan biri olan süt çiftliğinde suni tohumlamayı görüntülemeden önce ben utanmış, çekinmiştim. Gizli gizli çekmem gerekir gibi düşünürken, veteriner hekim gülerek yaptı birkaç işlemi. Daha sonra da bir tavuk kafesinde benzer bir olay yaşadım. Yerde duran ölü tavuk bedenlerini gizlice çekiyordum. Bana tesisi gezdiren yetkili, kafeste ölen tavuk bedenlerini de biyoenerji kaynağı olarak kullandıklarını anlattı. Çalışan çoğu kişi, kurmuş oldukları bu korkunç sistemle övünüyor ve rahatlıkla anlatıyor.

Çalışmalarının büyük kısmı yoğun acı, şiddet ve çaresizlik içeren sahnelerle dolu. Bu kadar travmatik içeriklerle çalışmak ruh halini nasıl etkiliyor? Akıl sağlığını nasıl koruyabiliyorsun?

Şimdiye kadar çok fazla alanda bulundum ancak gördüklerimin yaşananların ne kadar küçük bir parçası olduğunu biliyorum. Bunu düşünmek daha da korkunç bir hal alıyor. Çok düşüp kalkıyorum. Hayvanların yaşadıkları acıya ortak olduğumu hissediyorum. Bazen hiçbir şey yapamıyorum. Hayvanlar için de kendim için de. Sanırım bu şekilde yasını tutuyorum. 

Bu alanda çalışmak “görülmeyeni göstermek” motivasyonuyla başladı benim için. Hayvanlara neler yapıldığını görmüyoruz, bilmiyoruz bunu göstermem lazım diye düşünüyordum. Bundan çok güç aldım. Ancak son bir yılda katliam yasasıyla köpeklerin yaşadıklarını anlatmaya çalıştığımda tıkandım. Çok görünür, çok açık köpekler öldürüldü, öldürülüyor. Ve bu da normalleşti. Bu gerçeklikle yüzleşiyor, soyutlanıyorum pek çok şeyden.

Kaynak: instagram.com

Tüm bunlara rağmen sahada bir tane daha fazla hayvana ulaşmak için uğraşan çok güzel insanlar tanıyorum. Onlardan güç alıyorum. Ayrıca zaman zaman psikolojik destek alıyorum. 

Bu alanda bir şeyler yapmak isteyen ama duygusal olarak zorlanan aktivistlere ne tavsiye edersin?

Sen yoksan bir eksiğiz. Herkesin yöntemi farklı, elinden gelen şey farklı. Duygusal olarak zorlanmadan da yapabileceğimiz şeyler var. Kimimiz direkt bir hayvana dokunarak, kimimiz yazdıklarımızla, kaydettiklerimizle mücadeleye katkı sunabiliriz. Hepsi birleştiğinde her şey daha kolay ve mümkün gibi geliyor. 

Son olarak AliveSouls okuyucularına bir mesaj iletmek isteseniz, ne söylerdiniz?   

Başka bir dünya mümkün, tek başımıza bile yapabileceğimiz çok şey var.



Yeni yazıların e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Bizi Instagram’da Takip Edin!

AliveSouls'a ücretsiz abone olun!

Güncel yazılardan ve haftalık bültenden anında haberdar olmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin