Bu haftaki yazımda, geçmişten taşıdığımız görünmeyen duygusal yüklerin bugünkü hayatımıza olan etkisini ve bu yüklerden nasıl özgürleşebileceğimizi ele alıyorum. Yüklerimizi neden kolayca geride bırakamadığımızı, terapinin bu süreçteki rolünü ve bazen sadece kendimiz için bir adım atmanın aslında ne kadar dönüştürücü olabileceğini birlikte keşfedeceğiz.

Hepimizin hayatta farkında olarak ya da olmadan taşıdığı bazı yükler vardır. Her ne kadar bırakmak istesek de bir türlü bırakamadığımız, her zaman yanımızda taşıdığımız… Çok yorulduğumuzu fark etsek bile vazgeçemediğimiz bu yükler, geçmiş yaşantılarımızın izlerini taşır. Yaşadığımız bir ayrılık, bir kayıp ya da bir kavga gibi olumsuz deneyimler ne yazık ki çoğu zaman öylece yaşanıp bitmez; izlerini taşımaya devam ederiz.
Oysa sağlıklı olan, bu yaşantılardan öğrenmemiz gereken bilgiyi alıp, gerisini – yani işimize yaramayan kısmını – geride bırakabilmektir.
Psikologlar da Yük Taşır
İnsanlar çoğu zaman psikologların duygusal olarak çok dengeli ve tüm sorunlarını çözmüş olduğunu düşünür. Ancak gerçekte, biz psikologlar da bu duygusal yükleri taşımaya devam ederiz. Hatta sadece bu eski yüklerle kalmayıp, her gün onların üzerine yenilerini ekleyerek sırtımızdaki ağırlığı daha da artırabiliriz. Yani ne kadar bilirsek bilelim, hayatın duygusal yüklerinden kaçamayız; bilgi sadece bu yükleri taşıma biçimimizi dönüştürür.

Bu yükler bazen öyle ağırlaşabilir ki, başımız öne eğilir, bakış açımız daralır ve yaşamın içindeki güzellikleri göremez hale geliriz. Mutluluk getirebilecek güzellikleri fark edemeyiz; çünkü onları görecek gücü, hafifliği kendimizde bulamayız.
Eckhart Tolle’nin Perspektifi: Geçmiş Bir Seçimdir
Eckhart Tolle, Varolmanın Gücü adlı kitabında şöyle der:
“Geçmiş, sizi şimdide yaşamaktan alıkoyma gücüne sahip değildir. Bunu yalnızca geçmişe dayalı nefret ve kin yapabilir. Peki kin ya da nefret nedir? Sadece eski düşünce ve duygulardan oluşan bir yük.”
Benim de anlatmak istediğim tam olarak bu: geçmişte yaşadıklarımız bugünkü hayatımızı doğrudan etkileyemez. Ama biz o olaylara sıkı sıkıya tutunursak, onları sürekli yanımızda taşımaya devam edersek, işte o zaman bugünkü hayatımıza müdahale eder hâle gelirler.

Terapi: Hafifleme ve Farkındalık Yolculuğu
Terapi, bu yükleri fark ettiğimiz; onlardan öğrendiklerimizi alıp, geri kalanını bırakabildiğimiz bir süreçtir. Bu süreçte adım adım hafifleriz. Her seans, sırtımızdan bir taşın daha eksildiğini hissettiğimiz bir adımdır.
Unutmamak gerekir ki terapiye gitmek için mutlaka bir sorun yaşamak gerekmez. Bazen sadece daha iyi hissetmek, daha hafiflemek, daha çok kendimiz olabilmek ve kendi içsel potansiyelimizin farkına varmak için terapiye başvurabiliriz.
Peki, siz en son ne zaman sadece kendiniz için bir adım attınız?

Yorum bırakın