1 Mayıs’ta Netflix’te yayına giren Four Seasons, ilişkilerin doğasına gerçekçi ve içten bir bakış sunan, dikkat çekici bir yapım. Yarım saatlik sekiz bölümden oluşan bu dizi, orta yaşlı üç çiftin birlikte çıktıkları tatiller sırasında yaşadıkları değişim ve çatışmaları konu alıyor. Partnerlerden birinin 25 yıllık evliliğini bitirmek istemesiyle tüm dinamikler altüst oluyor. Komedi ve dramı başarıyla harmanlayan bu dizi, pek çok izleyicinin kendi ilişkilerinden izler bulabileceği hikâyelere sahip.

Yoğun iş temposu ve AliveSouls koşuşturmasında uzun soluklu dizilere başlamak çoğu zaman gözümde büyüyor. Tam da bu nedenle, hem kısa bölümleri hem de başrolde Steve Carell’ın yer almasıyla dikkatimi çeken Four Seasons’a başladım ve bir solukta bitirdim. Bu arada dizinin, 1981 yapımı Alan Alda filminden uyarlandığını da belirtmeden geçmeyeyim.
Dizide Kimler Var?
Four Seasons’ta karşımıza üç farklı çift çıkıyor: Kate (Tina Fey) ile Jack (Will Forte), Danny (Colman Domingo) ile Claude (Marco Calvani) ve Nick (Steve Carell) ile Anne (Kerri Kenney), bonus olarak da Nick’in genç sevgilisi Ginny (Erika Henningsen).
Her mevsimde farklı bir tatile çıkan bu çiftlerin arasındaki ilişki dinamikleri, kırılganlıklar ve kişisel zaaflar giderek daha da görünür hale geliyor. Dizi, zamanla sıradan bir tatil hikâyesinden çıkarak, izleyicinin kendi ilişkisine ayna tutan bir yapı kazanıyor.

Karakter Dinamikleri Üzerinden İlişkiler
Spoiler vermeden, çiftleri biraz daha yakından tanıyalım:
- Kate ve Jack: Kate, kontrolcü ve dominant bir karakterken, Jack daha pasif ve beceriksiz bir profil çiziyor. Aralarındaki gerilim dizinin pek çok sahnesinde hissediliyor.
- Claude ve Danny: Claude, duygusal iniş çıkışları olan, fevri bir İtalyan. Partneri Danny ise sağlık sorunlarıyla mücadele ederken, Claude’un aşırı ilgisi ve müdahaleci tavırları nedeniyle kendini baskı altında hissediyor. Aralarındaki sevgiye rağmen, sınırlarını yeniden tanımlama ihtiyacı belirginleşiyor.
- Anne ve Nick: Hayat enerjisini kaybetmiş Anne ile orta yaş krizindeki Nick’in ilişkisi, uzun süredir durağan bir seyir izliyor. Nick, 25 yıllık evliliğine nokta koyarak genç sevgilisi Ginny ile daha heyecanlı bir hayata yöneliyor. Ginny’nin enerjisi Nick’i canlandırırken, diğer çiftlerin huzurunu da zedeliyor.

İlişkilerde Tanıdık Dinamikler
Ülkemizdeki pek çok evlilikte kadınların üzerindeki sorumluluk yükü erkeklere oranla daha fazla. Bir de üzerine kadınlar partnerlerine annelik yapar hâle geliyor ve bu durum ilişkideki gerginliği artırıyor.
Ayrıca, partnerlerin birbirlerine yeterince alan tanımaması, her şeyi birlikte yapma ısrarı da zamanla ilişkileri yıpratabiliyor. Aşırı kontrolcü ya da müdahaleci tutumlar, bireysel özgürlüğü tehdit ettiğinde, ilişki tıkanabiliyor.
Monotonluk ise, ilişkinin en büyük düşmanlarından biri. Rutine sıkışan birlikteliklerde heyecan kaybı yaşanıyor ve insanlar bu durağanlıktan kurtulmak için yeni arayışlara yönelebiliyor. Bu her zaman bir aldatma anlamına gelmiyor tabii; yeni bir arkadaş çevresi, hobi ya da kişisel hedefler de kişinin kendini yeniden keşfetmesini sağlayabiliyor.
Elbette bazı çiftler tüm bu zorlukların üstesinden birlikte gelebiliyor. Ancak bazen de ayrılık kaçınılmaz oluyor ve birey, hayatına bambaşka bir yön vererek kendini yeniden bulabiliyor. Tabii Attila İlhan’ın dizelerinde olduğu gibi, biten ilişkinin hâlâ izlerini taşıyor:
“Çünkü ayrılık da sevdâya dahil
Çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
Hiçbir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte
Her şey onunla ilgili”

Her İlişkinin Bir Mevsimi Vardır
Four Seasons, ilişkilerin dört mevsimini — yaz, sonbahar, kış ve ilkbahar — temsil eden etkileyici bir Netflix dizisi. Orta yaş ilişkilerine dair cesur gözlemler sunarken, izleyiciye de kendi ilişkisini sorgulama fırsatı tanıyor. Hepimizin hislerine mercek tutan, yer yer güldüren, bazen de burnunun direğini sızlatan bu yapım, ilişkilerin doğasına dair çok şey söylüyor.
Eğer siz de kısa sürede izlenebilecek, keyifli ve samimi bir dizi arıyorsanız Four Seasons’a mutlaka göz atın. Üstelik dizinin ikinci sezonunun da onaylandığını şimdiden müjdeleyelim!

Yorum bırakın