Sessiz Bir Çöküş: Tükenmişlik Sendromu ile Yüzleşmek

4–7 dakika

Her sabah uyanmak çok zor geliyor. Yaptığın hiçbir şeyden keyif almıyorsun, devamlı yorgun hissediyorsun. Sürekli “Biraz daha dinlenmem lazım.” diyorsun ve dinlensen de geçmiyor. Bedenin dinlense de ruhun hep yorgun. Eğer bu durum sana tanıdık geliyorsa, belki de tükenmişlik sendromundan söz etmeliyiz. Modern çağın görünmez ama en yaygın problemlerinden biri Tükenmişlik Sendromu: Sessiz, derinden gelen ve ansız bir çöküş.

Tükenmişlik sendromu nedir tükenmişlik sendromu belirtileri tükenmişlik sendromuyla başa çıkma
Photo by Nataliya Vaitkevich on Pexels.com

Tükenmişlik Nedir?

Tükenmişlik Sendromu kavramı her ne kadar günümüzde sıkça kullanılsa ve yeni bir kavram gibi görünse de aslında kökeni eskidir. İlk olarak 1974 yılında Psikolog Herbert J. Freudenberger tarafından kullanılan bu terim, çoğunlukla iş hayatının yoğun stresi sonucu ortaya çıkan hem fiziksel hem de duygusal tükenmişlik hali olarak tanımlanır. Ancak bu durum sadece iş hayatına özgü değil tabii ki; ebeveynlikte, ilişkilerde ve hayatın bir çok alanında da ortaya çıkabilir.

Tükenmişlik, aslında insanın kapasitesi ile beklentileri arasında derin bir uçurum oluştuğunda ortaya çıkar. Bazen ne kadar çabalasak da gücümüz beklentilerimizi karşılamaya yetmez. Yine de durmadan koşar, yetmeyeceğini bile bile kendimizi daha çok zorlarız. Bir beklentiyi karşılamak uğruna gecelerimizi, enerjimizi, hatta iç huzurumuzu tüketiriz. Sonunda ise geriye tükenmişlik kalır. Çünkü bazen ulaşamayacağımız bir şey için ruhumuzu sessizce tüketiriz.

Tükenmişlik sendromu nedir tükenmişlik sendromu belirtileri tükenmişlik sendromuyla başa çıkma
Photo by Andrea Piacquadio on Pexels.com

Tükenmişliğin Belirtileri

Başlangıçta kimse tükenmişlik sendromu yaşadığını düşünmez. Hayat yoğunluğu sonucu fiziken ve ruhen yaşadığı yorgunluğun tatille veya dinlenmeyle geçeceğini düşünür. Genellikle de kısa süreli stresler ardından hepimizin yaşadığı bu durum, dinlenme veya günlük rutinimize nefes egzersizi gibi küçük eklentilerle çözülebilir. Ancak maalesef bazı durumlarda ne yaparsak yapalım bu yorgunluk bitmediği gibi daha da derinleşir, belirtiler artar ve şiddetlenir.

Tükenmişliğin en yaygın belirtileri:

  • Enerjide büyük bir düşüş
  • Duygusal olarak tükenmiş, yetersiz ve çaresiz hissetme
  • Öfke, unutkanlık, endişeli bir ruh hali
  • Kendini yetersiz hissetme ve özgüven kaybı
  • Çalışma isteğinin kaybı
  • İlişkilerde çatışma veya uzaklaşma isteği
  • Baş ağrısı, iştah kaybı, bağışıklık düşmesi, uyku bozuklukları gibi fiziksel belirtiler

Tükenmişlik bir anda patlayan bir kriz değildir. Yavaş yavaş gelir, siz fark etmeden büyür. Bir ağacın kökleri gibi sarar bizi. Bu yüzden çoğu zaman başlangıçta fark edilmez. Ancak ve ancak dinlenme ile geçmediğinde, belirtiler şiddetlendiğinde ve yaşam kalitemizi etkilemeye başladığında fark edilir ve bu süreçte varlığı da güçlenmiş olur.

Tükenmişlik sendromu nedir tükenmişlik sendromu belirtileri tükenmişlik sendromuyla başa çıkma
Photo by Daniel Watson on Pexels.com

Neden Gözden Kaçar?

Tükenmişlik genellikle başka şeylerin arkasına saklanır, bu sebeple genellikle gözden kaçar. Özellikle günümüz dünyasında yaşadığımız yoğun stres kronikleştiği için bize olan etkisi perde arkasında kalır ve verdiği hasarın büyüklüğünü göremeyiz. Sadece iş hayatının baskısı değil, sosyal medyanın yükü, çevresel problemler ve ilişkilerde yaşanan gerginlikler bu süreci besler. Bu şekilde yaşadığımız stresler bize günlük olağan streslerimiz gibi gelir ve ne kadar derine indiğini fark edemeyiz. Tam da bu sebeple önlem almak için veya iyileşmek için tükenmeyi beklememeliyiz.

Bir Anda Tükenmiyoruz

Tükenmişlik sendromu bir anda ortaya çıkmaz, zaman içerisinde sinsice ilerler. Bu sebeple 5 farklı evreden bahsedebiliriz;

  1. Yoğun istek ve motivasyon: Aşırı dürtü, istek veya coşku diye tanımlayabileceğimiz ilk evre genellikle yeni bir işe başlayanlarda veya yeni bir görev alanlarda oluşan o ilk yüksek motivasyondur. Burada yüksek beklentiler karşısında var olan tüm enerjimiz ile işe koyuluruz.
  2. Kendinden vermek: Yüksek hızla başlanan bu süreçte artık kendi hayatımızdan da vermeye başlarız. Beklentileri karşılayabilmek adına harcadığımız zaman ve enerji yetmeyince uykumuzdan, sosyal hayatımızdan da feda etmeye başlarız. Böylelikle daha sağlıksız bir yaşam tarzına geçiş yaparak sonraki aşamaya geçeriz.
Tükenmişlik sendromu nedir tükenmişlik sendromu belirtileri tükenmişlik sendromuyla başa çıkma
Photo by Pixabay on Pexels.com

3. Alarm: Hem vücudumuz hem de ruhumuz alarm vermeye başlar. Çünkü tüm enerjimizi ve zamanımızı harcamamıza rağmen beklentiler karşılanmamakta veya ulaşılan nokta bize yetmemektedir. Harcadığımız bu inanılmaz enerjinin kişisel hayatımızı etkilediği gerçeği ile yüzleşiriz. Burada yaşanan hayal kırıklığı ile birlikte motivasyonumuz ve isteğimiz bir anda düşer; baş ağrısı, mide sorunları gibi fiziksel şikayetler de bu aşamaya eşlik eder.
4. Suçlama ve yabancılaşma: Problemlerimizin kaynağının kendimizi sürekli fazla zorlamak olduğunu değil, patronumuz veya iş arkadaşımız olduğunu düşünmeye başlarız. Bu kişilerden uzaklaşmaya, onlara karşı ilgisiz ve öfkeli hissetmeye başlarız. Özellikle iş ile ilgili daha önce önem verdiğimiz değerlere karşı duyarsızlaşma başlarız.
5. Tükenmişlik: Son aşamada artık kendi hayatımız dahil tüm iş ve sosyal hayatımızdan uzaklaşırız. Problem artık sadece aldığımız bir görev veya başladığımız bir işte değil, tüm hayatımızda görülmeye başlar. Sadece işimizden ve iş arkadaşlarımızdan değil ailemizden ve arkadaşlarımızdan da uzaklaşmaya başlarız. Artık tükendiğimizin farkına varırız. Kendimizi değersiz, başarısız hissederiz ve depresyon, kaygı gibi problemlerle birlikte fiziksel problemler de artmaya başlar. Bu durumda profesyonel destek almak en iyi yoldur.

Ne demiş Sezen Aksu 🙂

Etrafımızı sarıverecek
Bir boşluk ki asla bitmeyecek
Her şey bir anda anlamsız gelecek
İşte, biz o gün tükeneceğiz…

Tükenmişlik sendromu nedir tükenmişlik sendromu belirtileri tükenmişlik sendromuyla başa çıkma
Photo by Tara Winstead on Pexels.com

Tükenmişlikle Nasıl Baş Edebiliriz?

Günlük hayatımızda stresten kaçınmak neredeyse imkansız. Ancak bu hepimizin tükeneceği anlamına gelmez. Kendimizi tüketmeden önce alacağımız önlemler sayesinde hayatımızdaki stres faktörleriyle daha sağlıklı başa çıkma yollarını öğrenebilir ve kendimizi tüketmeden yaşayabiliriz.

  • Durmak: Sürekli koşturmayı bırakıp kendimize “Nasılsın?” sorusunu sormak basit ama güçlü bir adımıdır.
  • Sınır koymak: Her şeye yetişmeye çalışmak yerine, kendi kapasitemizi kabul etmek. Unutmayın, “Hayır” demek de bir özbakım yöntemidir.
  • Küçük molalar: Gün içinde kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, birkaç dakikalık sessizlik alanı yaratmak.
  • Destek istemek: Profesyonel yardım almaktan çekinmemek. Bir terapist ya da danışmanla konuşmak, bu sürecin gidişatını kökten değiştirebilir.
  • Hareket etmek: Mutlaka ufak da olsa bir spor rutinimiz olması hem bedenimize hem de ruhumuza o haftanın yorgunluğunu atmasında destek olur. Bunun için spor salonunda saatler harcamanıza gerek yok, sabahları yapacağınız 15 dakikalık bir esneme egzersizi bile size çok iyi gelecektir.
  • Anlam yaratmak: Yaptığın işin nedenini yeniden sorgulamak. Yalnızca görevleri yerine getirmek değil, yaptıklarının sende ve başkalarında nasıl bir fark yarattığını görmek.

Tükenmişliği önlemenin en önemli yolu, onu erken fark etmektir.

Tükenmişlik sendromu nedir tükenmişlik sendromu belirtileri tükenmişlik sendromuyla başa çıkma
Photo by Juan Pablo Serrano on Pexels.com

Bu Sorunu Yaşayan Yanımızdakiyse

Tükenmişlik bir zayıflık değil; insanın sınırlarında yaşandığını gösteren bir işarettir. Her bedende bir sınır olduğu gibi, her ruhun da bir dayanıklılık sınırı vardır ve bu sınır hepimizde farklıdır. Bu sebeple birinin yaşadığı strese karşı “O da çok abartıyor” dememek gerekir.

Özellikle karşımızda tükenmişlik sendromu yaşayan biri varsa “Düzelir merak etme” veya “Daha kötüleri var” gibi cümlelerden kaçınmalı, bunun yerine “Çok çalışıyorsun ve bu sebeple tükenmiş hissetmeni anlıyorum” gibi kişiyi anladığımızı hissettiren cümleler kurmalıyız.

Biz Tükendiysek

Kendimize kulak vermek, sınırlarımızı kabul etmek, “Hayır” ve “Elimden geleni yaptım” demeyi öğrenmek, gerektiğinde yardım istemek en güçlü adımlardır. Çünkü yardım istemek güçsüzlük değil, iyileşmeye cesaret etmektir.

Unutma: Durmak, vazgeçmek değil; yeniden başlamanın bir biçimidir.

Bazen ilerlemenin yolu, bir süre yavaşlamaktan geçer. Ve çoğu zaman, kendimize gösterdiğimiz şefkat, yeniden ayağa kalkmanın en sağlam dayanağıdır.



Yeni yazıların e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Bizi Instagram’da Takip Edin!

AliveSouls'a ücretsiz abone olun!

Güncel yazılardan ve haftalık bültenden anında haberdar olmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin