Sırbistan’ın başkenti Belgrad, 400 yıllık Osmanlı hakimiyeti nedeniyle Osmanlı ve Balkan esintilerini bir arada barındıran bir Avrupa şehri. Schengen vizesi almanın oldukça meşakkatli olduğu bu günlerde, 2 saatlik bir yolculukla kısa bir Avrupa havası almak isterseniz Belgrad güzel bir seçenek olabilir. Bu yazı yine diğer yazılarımız gibi, klasik bir “gezilmesi ve görülmesi gereken yerler” listesi değil, deneyim odaklı bir rehber olacak!

Sırbistan Tarihi Hakkında Kısa Kısa
6. ve 7. yüzyıllarda Balkanlar’a yerleşen Sırplar, 9. yüzyılda Doğu Ortodoks Hıristiyanlığı’nı kabul etmişler. 1459 yılında Osmanlı’nın işgal etmesiyle 400 yıl Osmanlı hükümdarlığı altında yaşamışlar. 1878’de tam bağımsızlığını kazandıktan sonra, 20. yüzyılda sosyalist federasyonların, ardından Yugoslavya’nın çöküşünün ardından modern Sırbistan haline gelmiş. Bu kısa özetle şehrin geçmişinde Osmanlı’dan, Slav kimliğine, ardından şaşaalı ama çalkantılı bir modernleşmeye kadar uzanan bir iz olduğunu görebilirsiniz. Geziniz sırasında bu katmanları bolca hissetmeniz mümkün.
Belgrad’a Kaç Gün Ayırmalı?
Bu listede yer vereceğim yerler bir hafta sonunda tamamlanabilir. Ama biraz daha sindirerek gezmek ve daha fazla yer görmek isterseniz 3-4 gün ayırmanızı öneririm.
Belgrad’da Nerede Kalınır?
Belgrad’da gezeceğiniz çoğu yer Knez Mihailova Caddesi’ne yürüyüş mesafesinde olduğundan bu caddeye yakın bir konaklama tercih etmenizi öneririm. Biz cadde üzerindeki Belgrade Art Hotel‘de kaldık. Kısa süreli konaklama için yeterli bir otel olduğunu söyleyebilirim. Kahvaltısında da oldukça fazla vegan seçenek bulabildim.

Belgrad’da Şehir İçi Ulaşım
Önce güzel haberle başlayalım: Belgrad’da otobüsler ücretsiz! Dolayısıyla ulaşım için birincil tercihiniz olabilir. Taksiyle ulaşım da mümkün ve mutlaka taksimetre açıyorlar. Yalnız nakitiniz kısıtlıysa binmeden önce kredi kartı geçip geçmediğini mutlaka sorun. Bu arada Sırbistan para biriminin de Sırbistan Dinarı olduğunu not düşelim.
Belgrad’da Neler Yapabilirsiniz?
Basketbol maçına gidin

Malum, Sırbistan deyince akla ilk gelen şeylerden biri basketbol. Dolayısıyla Kızıl Yıldız (Crvena Zvezda) veya Partizan karşılaşması izlemek unutulmaz bir deneyim olacaktır. Obradovic ve Kalinić gibi Türk basketbol liginden de hatırlayabileceğiniz yüzler görebilirsiniz! Biz ayağımızın tozuyla Belgrade Arena’da Kızıl Yıldız ile İspanyol takımı Baskonia’nın EuroLeague karşılaşmasını izledik. Kızıl Yıldız taraftarı her zamanki performansıyla salonu salladı diyebilirim. Maç, Djokovic’in ziyaretiyle daha da taçlandı! Bu arada iki takımın mağazalarından anı olarak bir tişört almak isteyebilirsiniz, özellikle Partizan’ın tasarımlarına bayıldım!
Bu kitapçı vakit geçirmeye değer


Belgrad seyahatinize Knez Mihailova Caddesi‘ni Terazije otobüs durağından Kalemegdan’a doğru baştan sona yürüyerek başlayın. Burası bizdeki İstiklal Caddesi’ni andıran bir alışveriş caddesi. Zara, H&M gibi mağazaların yanı sıra alışveriş merkezi ve yeme-içme yerleri de bulunuyor. Ancak kahvenizi Knjižara Akademija isimli kitapçıya saklayın! Bu eski kitapçı; dev avizeleri, ahşap iç dekoru ve devasa camlarıyla keyifli bir ambiyans sunuyor. İngilizce kitap seçenekleri de oldukça fazla. Kahvenizi alıp cam kenarındaki veya asma kattaki koltuklara oturup buranın keyfini çıkarın.
Nehir ve orman manzarasının tadını çıkarın

Knez Mihailova Caddesi’nden ilerlediğiniz Kalemegdan Parkı; çeşitli heykellerin, kale ve surların, aynı zamanda Osmanlı’dan kalan birkaç yapının bulunduğu büyük bir park. Eğer acıkırsanız Restoran Kalemegdanska Terasa‘yı mutlaka öneririm. Vegan seçenekler çok fazla olmasa da şahane bir manzarası var! Burada mantar çorbası ve ızgara sebzeler yiyebilirsiniz.
Parkın içinden The Victor heykeline doğru devam ettiğinizde sizi muhteşem bir doğa manzarası karşılayacak. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bu manzaraya bir de yemyeşil Belgrad manzarası eşlik ediyor. Özellikle buraya gün batımına doğru gelmenizi öneririm.
Ardından merdivenleri kullanarak Beton Hala diye adlandırılan nehir kenarına inin. Burada yan yana çeşitli restoranlar ve kafeler bulunuyor. Açlık durumunuza göre bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Bizim deneyimlediğimiz Ambar ve Comunale‘yi tavsiye edebilirim.
Djokovic’in restoranı: Restaurant Novak

Belgrad lokal yemekleri deneyimleyebileceğiniz sayısız güzel restoranla dolu ancak farklı bir deneyim isterseniz Restaurant Novak’ı kesinlikle tavsiye ederim. Duvarları tenis kariyeri boyunca kazandığı ödüller ve fotoğraf kareleriyle dolu bir müze adeta. Kendisi ve ailesi de sık sık buraya geliyormuş, belki karşılaşırsınız! Nitekim bizden önceki gün de oradaymış.
Bu arada Djokovic’in uzun yıllardır vegan beslendiğini, dolayısıyla menüsünde vegan seçeneklerin bulunduğunu özellikle belirtmeliyim. İlk önce vegan steak istemiştim ama 21.30’da gittiğimiz için kalmamıştı, ben de Djokovic’in bir gün önce yediği vegan burgeri tercih ettim. Köftesi o kadar lezzetliydi ki, vegan olmadığım yıllarda yediğim köfteler dahil hayatımda tattığım en başarılısı buydu!
Belgrad’ın brutalist yapıları

Brutalist mimari kimileri için korkunç ve zevksiz gibi görünse de bence kesinlikle ruhu olan yapılara imza atıyor. Belgrad da bu anlamda sizi tatmin edebilecek bir şehir. Burada hepsine tek tek yer vermek ayrı bir yazı konusu olacağından sizi şu listeye yönlendirmek isterim: 20 Communist-Era Brutalist Buildings in Belgrade. Bu yazıda Belgrad’daki brutalist yapıların görsellerini görebilir, merak ettiklerinizi ziyaret edebilirsiniz.
Hava kararınca: Obilićev Venac sokağı

Bu sokağa özellikle akşam bir şeyler yiyip içmek için gitmenizi öneririm. Karşılıklı mekanların olduğunu dar bir sokak. Yemek yiyen kalabalığın sesleri, mekanların loş ışıklarıyla birleşince ortaya sıcak bir atmosfer çıkıyor. Biz yemek için Restoran Mihailo‘yu tercih ettik. Menüsünde Sırbistan mutfağından vegan seçenekler mevcuttu. Ben sebze çorbası ve güveçte kuru fasulye söyledim ancak porsiyonlar o kadar büyüktü ki ikisini de bitiremedim. O yüzden buraya gelirseniz yemeğinizi paylaşmayı düşünebilirsiniz.
Görülmeye değer turistik noktalar
Dediğim gibi bu klasik bir Belgrad rehberinden ziyade daha deneyim odaklı bir yazı. Ama gezip gördüğüm veya göremediğim ama aklımda kalan birkaç yere özellikle değinmek isterim. Avrupa şehirlerinden ezberlediğimiz kilise, bina ve heykellerden biraz daha ayrışan yerler bunlar. Google Maps’te işaretleyip yazıda bahsettiğim diğer noktalarla beraber kendi rotanızı oluşturabilirsiniz:
Hotel Moskva: Kafesinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz, Art Nouveau tarzı mimariye sahip tarihi bir otel. Einstein’dan Alfred Hitchcock’a birçok ünlü burada konaklamış.
Nikola Tesla Museum: Kişisel eşyalarından icatlarına, kıyafetlerinden interaktif etkinliklere kadar Nikola Tesla hakkında pek çok şeye tanık olabileceğiniz bir müze.

Church of Saint Sava: Belgrad’da tek bir kilise gezecekseniz, orası burası olsun! İçeride yer alan altın renkli ve parlak dev mozaik ikonalardan gözlerinizi alamayacaksınız.
Central Post Office of Serbia: Brutalist izler barından devasa bir Sovyet dönemi yapısı. Hala kullanımda olduğundan içine girmeniz de mümkün.
Old General Staff Building: Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmek istemesinin ardından çıkan olaylar sonrası, 1999 yılında NATO’nun Sırbistan’a dur mesajı vermek amacıyla bombaladığı bina. Savaşın izlerini gözler önüne sermesi açısından bu haliyle bırakılmış.
Residence of Princess Ljubica: Sırp Prensinin eşi Prenses Ljubica için yapılan, hem Osmanlı hem de Balkanlardan esintiler barındıran bir konak. Ücretsiz ziyaret edilebilir.

Yorum bırakın