Tekrar tekrar izlemekten sıkılmayacağım dizilerin başında Sex and the City geliyor. Karakterlerin kusurları ve zaafları onları bize yakın kılarken, New York’taki hareketli ve görece lüks yaşamları da ilgiyle izlememi sağlıyor. Sizin de bazen kendinizi biraz şımartmak istediğiniz zamanlar oluyordur. Bu yazıda, SATC’den ilhamla İstanbul’un tadını arkadaşlarınızla çıkarabileceğiniz önerileri derledim.
1. Şehirdeki yeni restoranları deneyimleyin
İstanbul her zevke hitap eden yüzlerce restoranla dolu. Her dünya mutfağının en iyi örneklerini bu şehirde tadabileceğiniz gibi, ambiyansı güçlü pek çok üst segment restoran da açılıyor. Uzun süredir dolapta zamanını bekleyen o elbisenizi ve stilettolarınızı giyin ve sizi şımartacak yeni bir restoran keşfedin. Yemeğin öncesinde mekanın imza kokteyllerinden tadın. Tabii bir SATC klasiği olan Cosmopolitan’ı da unutmamak lazım!
2. Parkta yürüyüş yapın
Central Park’a gittiğimde, özellikle mesai çıkışı akın akın insanların buraya koşmaya geldiğini görünce çok imrenmiştim. Öyle bir kalabalık ki dışarıdan bakan biri burada bir maraton düzenlendiğini düşünebilir! İstanbul’umuzun her yeri betonla dolu olsa da, şehrin kaosundan biraz uzaklaşmak için hala birçok park mevcut. Bazen tek başınıza yürüyüş veya koşu yapmak için yeterli motivasyonu kendinizde bulamayabilirsiniz. Ancak size eşlik edecek 1-2 yakın arkadaşınız olursa bu çok daha keyifli ve sürdürülebilir hale gelir. Sonrasında da bir kahve alıp soluklanmak da fena fikir değil.
3. Manikür ve pediküre birlikte gidin
Ne yalan söyleyeyim, bu iki aktivite de gözümde öyle büyüyor ki üşenip evde kendi imkanlarımla bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Sebebi ise çok uzun sürmeleri! Oysa yine yürüyüşte olduğu gibi, 1-2 yakın arkadaşla çok keyifli bir aktiviteye dönüşebilir. Bakım ve dedikodu bir arada, daha ne olsun! Üzerine bir de canlandırıcı yüz maskesiyle gününüzü taçlandırırsınız.
4. Stand-up gösterisine katılın
New York’taki comedy club’ların birebir aynısı İstanbul’da olmasa da, artık pek çok başarılı komedyen, Kadıköy ve Beşiktaş’taki mekanlarda tek kişilik stand-up gösterileri sergiliyor. Özellikle Tuz Biber’in neredeyse tüm komedyenlerine çok güldüğümü söylemeliyim (hatta bununla ilgili ayrı bir yazı yazayım!). Bir yandan içkinizi yudumlarken, bir yandan birlikte kahkaha dolu bir akşam geçirebilirsiniz.
5. İkinci el dükkanlarını keşfedin
SATC karakterleri her ne kadar ultra lüks markalardan yaptıkları alışverişlerle öne çıksalar da, zaman zaman ikinci el dükkanlarına daldıkları da oluyor. Kadıköy ve Yeldeğirmeni sokaklarında rastgele dolaşırken pek çok ikinci el mağazasına denk gelebilirsiniz. Ayrıca Feriköy Antika Pazarı’nda şahane parçalar keşfetmek mümkün. Ancak erken gitmeyi unutmayın!

6. Eve Çin yemeği veya pizza söyleyin
Evden dışarı çıkacak enerjiniz yoksa, hızlıca toplaşıp dışardan Çin yemeği ve pizza söyleyebilirsiniz. Özenli kıyafetler seçmeye veya süslenmeye gerek yok. Siz sizesiniz ne de olsa! Yanında sevdiğiniz bir oyun oynayabilir ya da sadece sohbet edebilirsiniz. Ama eşlikçisi kaliteli bir şarap olsun mutlaka!
7. Sergi açılışlarına katılın
SATC karakterlerinin bol bol açılışlara katıldığını hatırlarsınız. Özellikle yeni bir sergi, restoran veya gece kulübü… Bu davetler biraz network ile geliyor tabii ama internetten güncel sergi takvimlerini takip ederek ve bu konuda bir şeyler yazıp çizerek (örneğin AliveSouls :)) bu ağı zamanla oluşturabilirsiniz. Açılışa katılmanız şart değil elbette, sonraki günlerde arkadaş grubunuzla birlikte bu eserleri gezip yorumlamak da ruhunuzu besleyecektir.
8. Birlikte öğle yemeği yiyin
SATC karakterleri en çok da orta segment bir restoranda buluşup öğle yemeği yiyorlar ve bu sırada hayatları hakkında birbirlerini güncelliyorlar. Bu mekanlar kimi zaman tepsiyle yemek aldıkları yemekhane gibi yerler oluyor, kimi zamansa ortalama bir kafe. Bunu bana en çok hatırlatan yerler: bazı AVM’lerde bulunan Plus Kitchen, Terminal Kadıköy gibi “food hall”lar ve Borsa Lokantası gibi modern esnaf lokantaları.

9. Yoga veya salsa derslerine katılın
Bir yoga merkezinde düzenli bir üyeliğiniz olmasa bile YogaŞala veya Cihangir Yoga gibi yerlerden ders satın olarak kısa süreli katılım sağlayabilirsiniz. Tabii SATC karakterleri için bu gevşeme ve dinginleşmeden çok fısır fısır konuştukları bir etkinliğe dönüşüyor. Ama kim bilir, belki de ruhunuza bu daha iyi gelecektir 🙂 Bir diğer alternatif ise başka insanlarla sosyalleşmenizi, belki de aradığınız o partneri bulmanızı, sağlayacak salsa kulüpleri!
10. Gece kulübünde kurtlarınızı dökün
30’lu yaşlarla beraber gece hayatı hızla bizlere veda ediyor. En son ne zaman karanlık ve yüksek sesli bir yere gittiğimi hatırlamıyorum. Gelin bedeninize bir ters köşe yapın ve 20’li yaşlarınıza selam çakın. SATC karakterleri İstanbul’da yaşasaydı yeni nesil meyhaneye gider miydi bilmiyorum ama güzide şehrimizde size dünyayı bir süreliği unutturacak pek çok kaliteli gece kulübü mevcut.
Peki sizce SATC karakterleri bu şehirde yaşasaydı ne gibi ritüelleri olurdu? Bu şehrin tadını nasıl çıkarırlardı? Yorumlarda buluşalım!

Yorum bırakın