Vegan denilince akla ilk gelen şey beslenme biçimidir. Halbuki veganılığın tanımı; insan dışı hayvanların sömürülmesine, eşya gibi kullanılmasına ahlaki bir bakış açısıyla karşı olmaktır. Güncel paradigmada hayvanlar; insanlar tarafından kullanılabilecek mal, kaynak ve nesnelerdir. Üstelik bu durum toplumdan topluma, kültürden kültüre değişir. Çin’de yaşıyorsanız köpek yemek doğaldır. Ancak Türkiye’de yaşıyorsanız köpek arkadaşınızdır, kuzu ise yemeğinizdir. Çelişki tam da bu noktada başlıyor. Hayvansever miyiz, hayvanseçer miyiz?

Veganlık ve Hayvan Sömürüsü
Veganlık, insan dışı tüm hayvanların sömürülmesinin karşısında olmaktır. Köpek, inek, sinek, arı, fare, geyik ve daha birçoğu… Her birini sömürdüğümüz alanlar var. Onların kullanılıyor olması bizce normal. Onları kullanmak için nedenlerimiz var. Hiç düşünmediğimiz sağlığımızı, hayvan yeme konusuna geldiğimizde düşünür oluyoruz. Yememek ya da yerine ne yiyebiliriz diye düşünmüyoruz.
Hayvan kullanımının büyük bir alanı yemekle ilgili ama maalesef bununla sınırlı değil. Öncelikle şu konuya değinmek isterim: Hayvanları kullanmama nedenimiz genel olarak onlara acımak ya da onları sevmek değil. Hayvanların doğada yaşayan canlılar olduğunu kabul etmeliyiz. Tıpkı insanlar gibi.
Hayvanlar Hisseder mi?
Hayvanlar hissedebilen canlılardır. Duyguları vardır. Yavrusundan ayrılan inek anne, tıpkı yavrusudan ayrılan insan anne gibi yakarır, acı çeker. Nasıl ki insan insanı yemiyorsa, insan yavrusu annesinden bebekken ayrılamıyorsa, hayvanlara bakış açımız da ahlaki açıdan bu şekilde olmalıdır.
Hayvanların düşünüp düşünemediğini, kendilerinin farkında olup olmadığını bir hayvanı kısa bir süre gözlemdiğimizde bile anlayabiliriz. Bir hayvanla 20 gün yaşadığım bir deneyimde bile duyguları olduğunu keşfetmiştim. Depresyona bile giriyorlar. Bazen içlerine kapanıyorlar. Bazen çok sosyaller. Tıpkı bizler gibi.

Bu noktada her türün kendi türüyle kıyaslanması gerektiğine de değinmek isterim. İnsan türüne en yakın tür primatlardır. Frans de Wall’in “Hayvanların Ne Kadar Zeki Olduğunu Anlayacak Kadar Zeki miyiz?” adlı kitabında primat hareketleri gözlemlenmiştir. Bu kitap gerçekten insanla hayvan arasında çok fazla fark olmadığını özetliyor. Yani eğer onları kullanmamızdaki neden onlardan üstün olduğumuz ise size kötü bir haberim var: Değiliz!
Ayrıca hayvanlarda zihin varlığı, Charles Darwin’in evrim kuramında ve geçmişi Eski Yunan’a kadar uzanan belli bilginlerin ve felsefecilerin yazılarında açık bir şekilde kabul edilir (Hayvan Haklarına Giriş, Gary Francione).
Türcülük ve Ahlaki Tutarlılık
Sonuç olarak arkadaşımızı sömürmediğimiz gibi, kadınlarla erkekleri farklı görmediğimiz gibi, siyahi bir vatandaştan beyazı ayırmadığımız gibi hayvanları da sömürmüyoruz. Konuya bu açıdan bakıldığında hayvan yemek normal değil, gerçekten anormal oluyor değil mi? Hadi biraz da hayvanları nerelerde ve ne sebeplerle kullandığımızdan söz edelim.
1. Gıda: Hayvanları Yemek Zorunda mıyız?
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre temel ihtiyaçlardan bir tanesi de yemek yemektir. Evet, hayatta kalabilmek için yemek yememiz gerekiyor. Bu kısmı çok önemli: Hayatta kalabilmek. Yemek yemek bizim hayattaki amacımız değil, hayatta kalabilmek için bir ihtiyaç. Barınmak gibi.

Yediğimiz yiyecekleri neden yiyoruz? Belli besin değerlerini alabilmek için. Bu besin değerleri tahıllarda, bitkilerde, sebze ve meyvelerde yeterince var. Hayvan yememiz şart değil. Hayvan yemeyince hayatta kalamıyoruz diye bir durum söz konusu değil.
İnsanların vücudu biyolojik olarak da hayvan etini sindirmeye müsait değildir. Eminim hepinize et yedikten sonra ağırlık çökmüştür. Süt içtikten sonra karnınız şişmiştir. Çok basit bu iki örnekte bile insan vücuduna aslında sanıldığı kadar iyi gelmediği apaçıktır.
Peki akla şu soru takılıyor: Sağlıklı olduğu için mi veganız? Hayır. Veganız, çünkü arkadaşımızı yemek istemiyoruz. Veganlığın sağlıklı olması aslında veganlığın sonucudur, nedeni değil. Vegan olduktan sonra sağlık noktasında şüpheleriniz varsa Dr. Suat Erus’un videolarını izleyebilirsiniz. Kendisi hem vegan hem doktor. Doktorun her dediğine inanan bir toplum olarak lütfen kulak verin.
2. Giyim: Moda Uğruna Hayvan Sömürüsü
Hayvanları kullandığımız bir diğer alan ise giyimdir. Eski insanlara baktığımızda, kıyafetin insan yaşamında çok da fazla bir yeri olmadığını gözlemlemekteyiz. Sadece örtünmek için kullanılan kıyafet, içinde bulunduğumuz toplumda çok büyük bir önem taşıyor.

Hayvanlar sırf moda uğruna acı çekiyor ve katlediliyor. Çiftliklerde yaşayan kürk hayvanları gaz verilerek, boyunları kırılarak, zehirlenerek ve anal ile genital yoldan elektrik verilerek öldürülüyor (Hayvan Haklarına Giriş, Gary L. Francione). Koyunlar yünleri için çeşitli işkencelere maruz kalıp katlediliyor. Yün ve kürk kullanmadan da ısınabilir, hayvan derisi kullanmadan da şık görünebiliriz. Giydiğiniz kıyafeti bir düşünün: Kimi giyiyorsunuz?
3. Eğlence: Hayvanat Bahçeleri ve Psikolojik Şiddet
Hayvanat bahçelerine hapsolmuş hayvanlar, insanların eğlendirmek için bu dünyaya gelmediler. Hapisteki insanlar gibi psikolojileri bozuluyor ve nevrotik davranışlar sergiliyorlar. Onları sırf insanları eğlendirmek için hapsetmek ne kadar doğru?
Çocuklarınızı hayvanat bahçelerine götürmek yerine parka, bahçeye götürün. Bir köpeğin başını okşasın, bir kurbağanın zıplayışını gözlemlesin. Uzaktan, doğal ortamından kopmuş, psikolojisi altüst olmuş bir aslana korka korka bakmasın.
4. Deney: Hayvan Deneyleri ve Alternatifler
Hayvanlar senelerdir denek olarak kullanılmaktadır. Bilim ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir yüzyılda, hayvanların üzerinde denenmeden de üretilebilen ve geliştirilebilen ilaçların ve kozmetik ürünlerinin var olduğu bilinen bir gerçektir.

Dr. Oğuzcan Kınıkoğlu ve Yağmur Özgür Güven’in kaleme aldığı Hayvan Deneyleri isimli kitabı okuyabilir ve hayvan kullanımı olmadan da ilaç ve kozmetik ürünlerinin var olabileceğini daha ayrıntılı ve profesyonel bir anlatımla inceleyebilirsiniz.
Sonuç Olarak, Bir Düşünün İsterim:
Kimi yiyorsun?
Hangi bebeğin sütünü içiyorsun?
Kimi giyiyorsun?
Kimi sürüyorsun tenine?
Kaç acı barındırıyorsun yaşarken?
Kaç işkenceye ortak oluyorsun?

Yorum bırakın