Editörün notu: Bu yazı bir davet. Yargılayan değil, düşündüren bir davet. Bir an için insan merkezli bakışı bırakıp, dünyayı başka canlıların gözünden görmeye ne dersiniz? Aynı gezegeni paylaştığımız türlerle kurduğumuz ilişkiye yeniden bakmak, belki de sandığımızdan daha dönüştürücü olabilir.

Ben Bir Aslanım
Evim vahşi doğadır.
Özgürce koşup oynamaya bayılırım.
Çocuğunu “aslanım” diye seversin, peki beni niye hapsedersin?
Ben Bir Filim
Dişlerimi pek severim.
Sen fil dişi kolyen olmadan yaşayabilirsin, ben dişlerim için yaşamımı yitiririm.
Bazen de önce sirklerde koşturulup, sonra sana dişlerimi veririm.
Benim yaşamam seninkinden daha mı az değerli?
Ben Bir Kuzuyum
Çocuklarını severken benim adımı söylersin.
Onlara zarar gelmesin diye tüm hayatın boyunca çabalarsın.
Peki ya ben?
Ben annemden süt içemem, sütümü sen alırsın.
Derisi yüzülür babamın, yünü alınır ablamın.
Bir bakarım ailemden kimse kalmamış.
Ben de yetişkinliğimi göremeden hayatımı kaybeder, tabağına yemek olurum.
Oysa kırlarda ben de oynamak isterim ailemle, tıpkı senin gibi.
Benim etim, sütüm, derim, yünüm olmadan yaşayamaz mısın?

Ben Bir Fareyim
Sevmezsin beni. Çirkinimdir senin için, sevimsiz biriyim.
Bir kedi olsam daha değerli olurdum belki.
Ama benim de canım var, ben de hayvanım.
Korkunç deneyler yapılır üzerimde. Dünyadan göçüp giderim denek olarak. Teknoloji ve bilim bu kadar gelişmişken, hala denek olarak kullanılmama gerçekten gerek var mı?
Ben Bir Çitayım
Hızım sıfırdan 108 km/saate sadece 3,1 saniyede erişir.
Koşarak senden kaçmaya çalıştım ama ben de hapishanenden kurtulamadım.
Hayvanat bahçelerinde sen eğlenirken, ben ormandaki yaşamımı özlerim.
Sömürüsüz bir yaşam için seni vegan olmaya davet ediyorum.
Tüm türlerin özgürlüğü için vegan olmanın tam zamanı, şimdi değil de ne zaman?

Yorum bırakın