Hayal kırıklığı, çoğu zaman yaşadığımız olaydan çok, olmasını beklediğimiz şey ile gerçekleşen şey arasındaki farktan doğar. Peki yaşadığımız hayal kırıklığı bizimle mi ilgilidir, yoksa karşımızdaki kişiyle mi? Beklentilerimizi mi değiştirmeliyiz, yoksa bazı durumlarda gerçekten karşımızdaki kişinin davranışını mı sorgulamalıyız?

Psikoloji ve nörobilim araştırmalarında “beklenti hatası” (prediction error) olarak ele alınan bir kavram var. En basit haliyle, beynimizin beklediği sonuç ile karşılaştığı sonuç arasındaki farkı ifade ediyor. Bir şey beklediğimizden daha iyi olduğunda olumlu, beklediğimizden daha kötü olduğunda ise olumsuz bir beklenti hatası ortaya çıkabiliyor. Bu durumun hepimizin yakından bildiği tanımı ise “hayal kırıklığı”.
Hayal kırıklığı, hepimizin hayatını derinden etkileyen bir konu. Bir arkadaşımızdan beklemediğimiz bir davranış gördüğümüzde, sevdiğimiz birinin bizi anlayacağını düşünüp anlaşılmadığımızı hissettiğimizde veya çok emek verdiğimiz bir şeyin istediğimiz gibi sonuçlanmadığında bu duyguyla yüz yüze geliyoruz.
Hayal kırıklığım hakkında düşünürken kendime döndüm ve bu benimle mi, yoksa benim dışımda gelişen olaylarla mı ilgili olduğunu sordum. Peki bizi hayal kırıklığına uğratan gerçekten yaşanan olay mı, yoksa olaydan önce zihnimizde oluşturduğumuz ve gerçekleşmeyen kendi beklentilerimiz mi?
Örneğin, bir arkadaşımızın bizi aramaması tek başına büyük bir olay olmayabilir. Ancak “Beni kesin arar.” diye düşündüysek ve bu beklenti gerçekleşmediyse, yaşanan hayal kırıklığı çok daha büyük olabilir. Acaba biz mi kendimizce hayal kurarak ve sonuçlar düşündüğümüz gibi gerçekleşmeyince kendi üzüntümüze yol açıyoruz? Bu durumda hayal kurmak kötü mü?

Hayal Kırıklığı Nereden Gelir?
Hayal kırıklığını en basit haliyle, beklentimiz ile gerçeklik arasındaki fark olarak tanımlayabiliriz.
Hayatta hemen hemen her zaman bir şeyin nasıl olması gerektiğine dair bir beklentimiz vardır. Olay gerçekleştiğinde ise gerçeklik beklentilerimizden farklıdır. Aradaki mesafe büyüdükçe hayal kırıklığımız da büyür.
Örneğin bir arkadaşımızın doğum günümüzü hatırlamasını bekleyebiliriz. Hatırlamadığında yalnızca doğum günümüzün unutulmasına üzülmeyiz. Belki aklımızdan şu düşünceler geçer:
“Demek ki benim için önemli değilim.”
“Ben onun doğum gününü hatırlamıştım.”
“Beni gerçekten önemseseydi unutmazdı.”
Burada artık yaşanan olaydan değil, olaya yüklediğimiz anlamdan da zarar görmeye başlarız. Bu zarar olayla ilgili olmaktan çıkıp bizimle ilgili bir hal alır. Çünkü insan zihni boşlukları doldurmayı sever. Karşımızdaki kişinin neden böyle davrandığını anlayamadığımızda, kendi içimizde bir açıklama oluştururuz ve çoğu zaman bu açıklama gerçeği yansıtmaz.

Beklentilerimiz Bize mi Ait, Yoksa Başkaları Üzerine mi Beklenti Oluşturuyoruz?
Hayal kırıklığı yaşadığımızda kendimize sormamız gereken ilk sorulardan biri şu olabilir:
“Ben gerçekten ne bekliyordum?”
Çünkü bazen karşımızdaki kişiden hiç istemediğimiz, söylemediğimiz veya üzerinde konuşmadığımız bir davranışı bekleriz.
“Beni seviyorsa bunu anlamalı.”
“Beni gerçekten tanıyorsa neye ihtiyacım olduğunu bilmeli.”
“Ben olsam böyle davranmazdım.”
Bu düşünceler oldukça normal. Hepimiz zaman zaman böyle beklentiler içine girebiliriz. Ancak burada önemli olan, bunun karşımızdaki kişiyle gerçekten paylaşılmış bir beklenti mi, yoksa yalnızca bizim zihnimizde var olan bir senaryo mu olduğunu fark etmek.
Çünkü bir insanın bizi sevmesi, bizi her zaman doğru anlayacağı anlamına gelmez. Hatta çoğunlukla biz anlatmadan kimse bizi anlayamaz. Hepimizin anlaşılmaya ihtiyacı var ancak bunu karşılamanın tek yolu duygu ve düşüncelerimizi dile getirmek. Çünkü bizim bir şeyi nasıl yaptığımız, başka bir insanın da aynı şeyi yapacağı anlamına gelmez.
İşte tam da burada insanları kendi davranışlarımızın ölçüsüyle değerlendirmek, bizim olduğumuz gibi olmalarını beklemek bizi kaçınılmaz olarak hayal kırıklığına uğratabilir.

Peki Her Hayal Kırıklığı Bizimle mi İlgili?
Bu sorunun net bir cevabı yok aslında. Hem evet hem de hayır.
Bazen gerçekten karşımızdaki kişinin davranışıyla ilgilidir. Örneğin, birine açıkça bir ihtiyacımızı anlatmışızdır ve buna rağmen görmezden geliniyoruzdur, bir sınırımızı ifade etmişizdir ve bu sınır sürekli ihlal ediliyordur veya sevdiğimiz biri bize bir söz vermiştir ve bu söz tutulmamıştır.
Böyle durumlarda “Benim beklentim fazla mıydı?” diyerek bütün sorumluluğu kendimize yüklemek de doğru değildir. Çünkü biz ihtiyaçlarımızı ve beklentilerimizi paylaşmışızdır.
Her karşılanmayan beklenti bir sınır ihlali değildir. Ama her sınır ihlalini de “Ben çok şey bekliyorum.” diyerek normalleştirmek zorunda değiliz.
Ancak bazen de tam tersi olur: beklentimizi sadece kendi içimizde oluştururuz ve karşımızdaki kişinin bu isteklerimizden haberi bile olmaz. Bu hayal kırıklığı ise bizimle ilgili olabilir.
Burada önemli olan ikisi arasındaki ayrımı yapabilmek. Bir beklenti içine girdiğimizde ilk olarak düşünmemiz gereken şey, bu beklentinin sadece bizim çabamızla mı gerçekleşeceği yoksa karşı tarafın da çaba göstermesinin gerekip gerekmediğidir. Eğer bu beklenti karşı tarafın da çabasını ve desteğini içeriyorsa, o noktada bu beklentilerimizi paylaşmak oluşabilecek bir hayal kırıklığının önüne geçebilir.

Hayal Kırıklığımız Kiminle İlgili?
Bir hayal kırıklığı yaşadığımızda kendimize şu soruları sorabiliriz:
- Ben ne olmasını bekliyordum?
- Bu beklentimi karşımdaki kişiye açıkça ifade etmiş miydim?
- Beklentim gerçekçi miydi?
- Karşımdaki kişi bana gerçekten böyle bir söz vermiş miydi?
- Yaşadığım şey görmezden gelinmek mi, yoksa yalnızca kendi içimdeki beklentimin karşılanmaması mı?
- Karşımdaki kişinin davranışını mı değiştirmeye çalışıyorum?
- Onun kim olduğunu ve nasıl davrandığını kabul etmekte mi zorlanıyorum?
- Bu olay geçmişte yaşadığım başka bir hayal kırıklığını da tetiklemiş olabilir mi?
- Karşımdaki kişiden ben anlatmadan beni anlamasını ve aynı benim gibi davranmasını mı bekliyorum?
Bu soruların cevapları bize hayal kırıklığımızın kaynağı hakkında daha doğru bir cevap sunabilir. Bazen cevap “Ben ondan hiç dile getirmediğim bir şeyi beklemişim.” olabilir, bazen de “Hayır, ben bunu açıkça söyledim ve o bunu bilmesine rağmen aynı davranmaya devam etti.” olabilir. İkisi birbirinden oldukça farklıdır ve iki cevap da bize bir şeyler öğretebilir.

Beklentiyi Azaltmak mı, Yeniden Değerlendirmek mi?
Hayal kırıklığından kaçınmak için beklentilerimizi tamamen ortadan kaldırmak mı gerekiyor? Hiç hayal kurmayacak veya beklentiye girmeyecek miyiz? Hayır, zaten bu mümkün değil. İnsanız ve hepimizin daha mutlu bir hayat yaşamak için beklentilere ihtiyacı var. Burada önemli olan beklentisiz yaşamak değil, beklentilerimizi gerçekliği göz ardı etmeden oluşturabilmek.
Çünkü bazen hayal kırıklığımız bize kendimizle ilgili bir şey söyler, bazen de karşımızdaki kişiyle ilgili. Belki de hayal kırıklıklarının bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, insanları değiştirmek yerine onları oldukları halleriyle görebilmektir.
Bir insanın davranışlarını değiştiremeyiz, değiştirme hakkına da gücüne de sahip değiliz. Ancak yapabileceğimiz şey, bu davranış karşısında ne yapacağımıza karar vermek. Beklentilerimizi yeniden oluşturabiliriz, karşı tarafla bunları paylaşabiliriz, sınırlar koyabiliriz, uzaklaşabilir veya kabullenebiliriz. Çünkü kabul etmek, yaşananı doğru bulmak değil; yaşananın gerçekten ne olduğunu görebilmektir.

Hayal Kırıklığından Kendimize Kalanlar
Hayal kırıklığı yaşadığımızda kendimize “Bir daha asla beklentiye girmeyeceğim.” demek yerine “Bu hayal kırıklığı bana ne öğretti?” diye sorabiliriz.
- Kendimle ilgili ne öğrendim?
- Karşımdaki kişiyle ilgili ne öğrendim?
- İlişkilerde nelere ihtiyacım olduğunu daha iyi anladım mı?
- Yoksa aslında hiç konuşmadığım bir beklentiyi karşımdaki kişinin anlamasını mı bekledim?
Hayal kırıklıkları her zaman kolay deneyimler değil. Bazen bir insanı, bir ilişkiyi, bir işi veya hayatla ilgili bir düşüncemizi yeniden değerlendirmemize neden olurlar. Bazen bizi tamam mı devam mı noktasına getirirler ve bir karar almak zorunda kalırız. Yaşadığımız hayal kırıklığı ise gerçeklikten uzaksa yanlış kararlar almamıza sebep olabilir.
Kısaca asıl mesele, beklentilerimiz ile gerçeklik arasındaki farkı görebilmeyi ve beklentilerimizi bunlara göre şekillendirmek.
Bugün yaşadığın bir hayal kırıklığını düşün. Seni asıl üzen neydi? Yaşanan şey mi, yoksa olmasını beklediğin şeyin gerçekleşmemesi mi? Belki cevabı bulduğunda, hayal kırıklığının kiminle ilgili olduğunu da daha net görebilirsin.
Unutma, hayal kırıklığından kurtulmanın yolu her zaman daha az şey beklemek değil; beklentilerimizle gerçeklik arasındaki denge oluşturmaktır.

Yorum bırakın