Aynı Virajda Buluşana Kadar: Motor Sporları ve Veganizm Arasında

,
3–5 dakika

Pistleri özlüyorum. Motorun sesini, virajları, yarış tulumunun içine girerken hissettiğim heyecanı özlüyorum. Fakat bugün beni pistlerden uzak tutan şey korku değil. Bu yazı, bir tutkunun etik sınırlarıyla karşılaştığında insanın kendine sormak zorunda kaldığı sorular üzerine.

motor sporları motoGP vegan yaşam

Motor Sporlarında Özgürlük Hissi

Hayatım boyunca birçok kez kendimi özgür hissettim. Ama çok azı, bir motosikletin üzerinde hissettiğim özgürlüğe yaklaşabildi. Kaskın kapanır. Dünya sessizleşir. Motorun titreşimini bedeninde hissedersin. Sonra gaz açılır. Rüzgar omuzlarından geçer. Viraj yaklaşır. Motor yatmaya başlar. Biraz daha… Biraz daha… Ve bir noktada dizin asfalta dokunur.

O anı yaşayanlar bilir. Tarif etmek zordur. Çünkü o birkaç saniye boyunca insan yalnızca motosiklet sürmez. Kendisiyle de karşılaşır. Korkusuyla… Cesaretiyle… Sınırlarıyla… Ben motor sporlarını bu yüzden sevdim. Hız için değil. Gösteriş için değil. Kendime her çıktığımda biraz daha yaklaşabildiğim için. Yarıştım. Düştüm. Kalktım. Kendimle mücadele ettim. Ve pist hayatımın en sevdiğim yerlerinden biri oldu.

Vegan Yaşamla Değişen Bakış Açısı

Sonra hayatım değişti. Bir gecede değil. Yavaş yavaş. Önce bazı sorular geldi. Sonra bazı cevaplar. Ve bir gün kendimi vegan olarak tanımlamaya başladım. Bugün bunun üzerinden üç yıl geçti. Üç yıldır hayvanlara, doğaya ve yaşamın kendisine çok farklı bir yerden bakıyorum. İnsan bazen yeni bişey öğrenmez. Sadece artık görmezden gelemediği şeyleri görmeye başlar. Sanırım benim hikayem biraz böyleydi.

motor sporları motoGP vegan yaşam

İşin ilginç tarafı şu: Vegan olduktan sonra motor sporlarına sevgim hiç azalmadı. Hala MotoGP izliyorum. Hala yarış haberlerini takip ediyorum. Hala pist görüntülerini gördüğümde içimde bir şey kıpırdıyor. Hala yarış motorlarının sesini duyduğumda heyecanlanıyorum. Hala fırsat çıksa piste çıkmak ister miyim diye düşünüyorum. Cevabı biliyorum. Evet. İsterim. Ama sonra gözüm tuluma gidiyor. Ve orada duruyorum.

Yarış Güvenliğinde Deri Tulumların Yeri

Motor sporlarında güvenlik tartışmaya açık bir konu değildir. MotoGP’de, WorldSBK’da ve FIM’in denetlediği uluslararası yarışlarda sürücünün kullandığı ekipmanlar son derece sıkı standartlara tabidir. Kasklar, koruyucular, çizmeler ve tulumlar test edilir. Çünkü bu sporun doğasında düşmek vardır. Ve bazen saatte 250 kilometrenin üzerindeki hızlarda düşmek. Bu yüzden kullanılan ekipmanların sağlayacağı birkaç saniyelik koruma bile bir kariyer ile bir felaket arasındaki fark olabilir.

Yıllar boyunca deri, aşınmaya karşı en dayanıklı malzemelerden biri olarak kabul edildi. Bu nedenle profesyonel yarış dünyası deri kullanımını yalnızca bir gelenek olarak değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olarak görüyor. Bunu anlamakta zorlanmıyorum. Ben de yarıştım. Asfaltla tanıştım. Koruyucu ekipmanın önemini biliyorum. Bir yarışçı olarak neden bu kadar yüksek standartlar gerektiğini anlayabiliyorum. Ama vegan olduktan sonra kendime başka bir soru sormaya başladım: Neden bu konu hiç konuşulmuyor?

motor sporları motoGP vegan yaşam
Photo by Harem on Pexels.com

Teknoloji İlerlerken Etik Konular Yerinde Sayıyor

MotoGP son yıllarda teknoloji açısından inanılmaz bir dönüşüm geçirdi. Motosikletler artık küçük bir mühendislik harikası. Karbon fiber parçalar. Titanyum bileşenler. Gelişmiş elektronik sistemler. Viraj çıkışında çekiş kontrolü. Motor freni yönetimi. Veri analizi. Telemetri. Sürücünün hareketlerini algılayan elektronik hava yastıkları.

Bugün bu sektördeki dev markaların geliştirdiği sistemler, kaza anında sürücü yere çarpmadan önce açılabiliyor. Milyonlarca avroluk araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütülüyor. Teknoloji sınırlarını sürekli ileri taşıyor. Ama iş tulumun ana malzemesine geldiğinde hala büyük ölçüde onlarca yıl önceki noktadayız. Ve bu bana ilginç geliyor. Çünkü teknoloji ilerlerken etik tartışma sanki yerinde sayıyor.

Belki bugün gerçekten derinin sağladığı güvenlik seviyesine ulaşabilen, yaygın kabul görmüş sentetik alternatifler yeterince gelişmiş değil. Belki mühendisler bunun üzerine çalışıyor. Belki birkaç yıl sonra bambaşka malzemeler kullanacağız. Bilmiyorum. Ama bildiğim şey şu: Bu konuda konuşmaya bile başlamadık. Motor sporları dünyasında beygir gücünü konuşuyoruz. Lastikleri konuşuyoruz. Aerodinamiği konuşuyoruz. Ama bizi koruyan ekipmanların hangi yaşamların parçası olduğunu pek konuşmuyoruz.

motor sporları motoGP vegan yaşam
Photo by Aleson Padilha on Pexels.com

Bir Yarış Tulumuna Farklı Gözlerle Bakmak

Sonra bunu kendime çeviriyorum. Çünkü benim için mesele MotoGP değil. Marc Marquez değil. Pecco Bagnaina değil. FIM de değil. Mesele gardırobumda asılı duran bir yarış tulumu. Bir zamanlar hiç düşünmeden giydiğim bir tulum. Şimdi ise içine girmeden önce durup baktığım bir tulum. Bugün gördüğüm şey yalnızca güvenlik değil. Bir zamanlar yaşayan bir hayvan da görüyorum.

Ve bunu yazmak bile bana hala zor geliyor. Çünkü bir yanım hala piste çıkmak istiyor. Hala o virajı dönmek istiyor. Hala start ışıkları söndüğünde kalbimin hızlanmasını özlüyor. Ama diğer yanım, bunu yapabilmek için bir hayvanın bedenini üzerime geçirmek istemiyor.

Tutku ve Değerler Çatıştığında

Belki de en zor olan şey bu. Bir tutkudan vazgeçmek değil. Bir tutkunun içinde kendine artık yer bulamamak. Çünkü ben motor sporlarından soğumadım. Motorlardan vazgeçmedim. Pisti sevmez olmadım. Aksine… Belki de onları hala çok sevdiğim için bu kadar özlüyorum. Bugün yarışmamamın sebebi korku değil. Yetersizlik değil. Yaş değil. İstek eksikliği hiç değil.

Bugün beni pistten uzak tutan şey, yıllar önce beni ben yapan tutkuyla bugün beni ben yapan değerlerin aynı yerde buluşamıyor olması. Ve insanın bazen en büyük çatışması nefret ettiği şeylerle değil, hala çok sevdiği şeylerle yaşanıyor. Şimdilik pistin kenarında duruyorum. Yarışları izliyorum. Motorları seviyorum. Virajları özlüyorum. Ve sessizce bekliyorum.

Belki bir gün, beni ben yapan tutkularla beni ben yapan değerler aynı virajda buluşur.


Yeni yazıların e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Bizi Instagram’da Takip Edin!

AliveSouls'a ücretsiz abone olun!

Güncel yazılardan ve haftalık bültenden anında haberdar olmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin