Merhaba şarap severler, müzik severler, iştahı ve merakı yerinde olanlar, uzun saatler dost sofralarından kalkamayanlar ve gastro meraklılar. Bu yazı size şarabın anavatanlarından biri olan yurdumuz üzümlerine dair bir parça bilgi vermeyi; onları daha yakından tanıyarak market raflarında veya restoran menülerinde bir etikete denk gelindiğinde, yemeklerimiz hatta belki ruh hallerimizle nasıl kolayca eşleşebileceklerini duyusal bir yerden eğlenceli bir dille anlatmayı amaçlıyor. Bunu yaparken yolumuz, tatları ve onlarla çok ilintili bir diğer duyumuzla algıladığımız sesleri birbirine eşleyerek güzelim üzümlerimizin tınısını Türkçe şarkılarda aramaktan geçiyor.

Büyük bir şarap merakı ve sevgisiyle başlayan yolculuğum, geçen yıl aldığım WSET eğitimiyle hem daha da pekişti hem de daha teknik bir zemine oturdu diyebilirim. Şaraba, toprağa, üretim ve işleme tekniklerine, saklanış ve sunuş biçimlerine dair konuşulacak, yazılacak ve öğrenilecek şeylerin sonu yok. Her yeni şişe; aslında bitmeyen bir anlatının başka bir yerinden açılıyor, öğrenmekle veya tatmakla bitemeyecek sonsuz bir deneyim ve haz deryası sunuyor biz dünyalılara bu ölümsüz içki!
Yerli Üzümlerimizin Kaderine Dair
Türkiye’de şarapçılığın binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğu biliniyor. Buna rağmen politik ve kültürel nedenlerle bu miras uzun süre hak ettiği ilgiyi görememiş, yerli üzüm çeşitleri çoğu zaman ya geri planda kalmış ya da yeterince işlenip anlatılamamış.
Bugün ise bu tablo belirgin biçimde değişiyor. Yerli üreticilerin ısrarlı çabalarıyla, bağların yeniden ele alındığı, asmaların ıslah edildiği, unutulmaya yüz tutmuş üzüm çeşitlerinin tekrar keşfedilip yetiştirildiği bir dönemin içindeyiz. Bu yalnızca üretim miktarının artmasıyla ilgili değil; aynı zamanda daha bilinçli, daha özenli ve kökenine daha sadık bir üretim anlayışının da güçlenmesi anlamına geliyor.

Gelinen noktada, bu coğrafyada yetişen üzümlerden yalnızca “iyi” değil, uluslararası ölçekte dikkat çeken, karakterli ve oldukça lezzetli şaraplar üretildiğini söylemek mümkün. Türkiye şarapçılığı, uzun bir aranın ardından yeniden kendi sesini buluyor ve bu ses, giderek daha fazla duyuluyor.
Elbette bu çeşitlilik, tek bir yazının sınırlarını aşacak kadar geniş; bu yüzden burada yer verilemeyen üzümler için baştan bir özür borçlu sayılırım!
Evet, bunca girizgahtan sonra gelelim sadede ve bu zenginliğin içinden seçilmiş birkaç üzümle devam edelim. Her birini tat profili ve karakteri ile birlikte ele alarak; yanına da o hissi başka bir duyuda karşılayan, bu topraklardan birer müzik parçası ekleyerek…
Öküzgözü – Elazığ / Doğu Anadolu

Öküzgözü; orta gövdeli yapısı, canlı ama rahatsız etmeyen asiditesi ve yumuşak içimiyle, kırmızı şaraplar içinde en akışkan karakterlerden birini sunar. Vişne ve nar gibi kırmızı meyve tonları damakta belirgin bir tazelik bırakırken, şarap hiçbir noktada köşeli ya da zorlayıcı bir his yaratmaz. Bu da onu hem tek başına hem de yemekle birlikte düşünmeyi kolaylaştıran, dengeli bir yapı haline getirir.
Yemek: Domatesli mercimek köftesi, köz patlıcan salatası, cevizli muhammara
Canlı asiditesi ve kırmızı meyve aromaları; domates ve nar ekşisinin ferahlığıyla uyum sağlar, yumuşak yapısı baharatlı mezelerin önüne geçmez.
Müzik: Yaşar – Kumralım
Şarkının hem dengeli hem de canlı ilerleyen yapısı, Öküzgözü’nün damakta kurduğu o kesintisiz ama enerjisini kaybetmeyen akışla örtüşür. Ne fazla dramatik ne de düz, tam kararında bir duygu.
Boğazkere – Diyarbakır/ Güney Doğu Anadolu

Boğazkere; yüksek taneni, dolgun gövdesi ve yoğun aromatik yapısıyla, daha ilk yudumda kendini açıkça hissettiren bir üzüm. Ağızda yarattığı kuruluk hissi ve baharatlı, koyu meyve tonları; onu daha güçlü ve iddialı bir profile taşır. Güncel üretimlerde bu sertliğin daha dengeli bir noktaya çekildiği görülse de, karakterinin merkezinde hala bu yoğunluk ve direnç yer alır.
Yemek: Baharatlı nohut güveç, bol acılı kuru fasulye, mantarlı arpa şehriye pilavı, sumaklı-kimyonlu fırın karnabahar
Yüksek tanen ve baharatlı aromalar, közlenmiş ve uzun pişmiş sebzelerin derinliğiyle uyum sağlar. Özellikle mantarın umamisi ve kimyon, karabiber gibi baharatlar Boğazkere’nin karakterini ortaya çıkarır.
Müzik: Cem Karaca – Tamirci Çırağı
Boğazkere denince güçlü, doğrudan ve katmanlı şarkılar geliyor aklıma. Cem Karaca’dan dile gelirdi diye düşünüyorum tereddütsüz. İlk anda çarpıcı, sonrasında derinleşen bir yapı; Boğazkere’niz yoğun ve güçlü hisleri üstünüze boca etti bile!
Kalecik Karası – Ankara / İç Anadolu

Kalecik Karası; hafif-orta gövdeli, düşük tanenli ve son derece dengeli yapısıyla, kırmızı şaraplar içinde zarif bir çizgiye yerleşir. Çilek ve nar aromaları belirgin olmakla birlikte hiçbir zaman baskın değildir, daha çok şarabın genel dokusuna ince bir katman olarak eşlik eder. Bu da onu “sessiz ama kalıcı” bir karaktere dönüştürür.
Yemek: Kinoa ve otlu dolma, fırın pancar, cevizli roka salatası
Zarif yapısı ve düşük taneni, sebzelerin doğal tatlarını bastırmadan eşlik eder.
Müzik: Teoman – Çoban Yıldızı
Bu şarkının sade görünen ama altında yoğun bir duygu taşıyan yapısı, Kalecik Karası’nın o sessiz derinliğini ve zarafetini anımsatıyor bana.
Narince – Tokat

Narince; orta asiditeli yapısı ve çiçeksi aromatik profiliyle, beyaz şaraplar arasında dengeli ve rafine bir örnek sunar. Beyaz çiçekler ve yeşil elma notaları; damakta temiz ve ferah bir his bırakırken, şarap ne fazla keskin ne de fazla yuvarlaktır, tam bir denge halinde ilerler.
Yemek: Zeytinyağlılar, yaprak sarma
Asidite, zeytinyağının yarattığı yoğunluğu keser ve ağızda tazelik sağlar; şarap yemeği hafifletir.
Müzik: Sertap Erener – Lal
Şarkının berrak ve duru ifadesi; Narince’nin fazlalıklardan arınmış, net karakteriyle bütünleşiyor zihnimde. Tertemiz bir vokal ve dengeli bir müzikal altyapı, buyrun size Narince’nin müzik hali!
Emir – Kapadokya

Emir; yüksek asiditesi ve belirgin mineralli yapısıyla, daha keskin ve net bir profil çizer. Limon kabuğu ve taşsı dokunuşlar damakta serin ve temiz bir hat bırakırken, şarabın genel hissi oldukça nettir: Fazlalıktan arınmış, doğrudan ve kontrollü.
Yemek: Limonlu rezene salatası, kuşkonmaz, bademli kabak carpaccio
Yüksek asiditesi ve mineralli yapısı, taze ve narenciye dokunuşlu sebze tabaklarıyla parıldar.
Müzik: Büyük Ev Ablukada – Güneş Yerinde
Bu muhteşem şarkının iç açan ve güçlü akışı; Emir’in damakta bıraktığı serin, temiz ve canlandırıcı etkiyi tam karşılıyor bana göre.
Papazkarası – Trakya

Orta gövdeli, dengeli tanenli ve hafif rustik dokusuyla Papazkarası; kuru meyve ve toprak tonlarını belirgin ama abartısız bir şekilde taşır. Modern yorumlara açık olsa da, karakterinin merkezinde hala geçmişten gelen o “işlenmemiş” hissi korur. Bu yüzden diğer üzümler gibi tamamen rafine bir çizgiye oturmak yerine, geçmiş ile bugün arasında gidip gelen bir denge kurar.
Yemek: Cevizli kuru patlıcan dolması, Trakya usulü börülce salatası, zeytin tabağı, vegan peynirler
Rustik karakteri ve topraksı tonları, geleneksel ve sade lezzetlerle doğal bir uyum yakalar.
Müzik: Gaye Su Akyol – İstikrarlı Hayal Hakikattir
Şarkının geçmiş referansları bugünün estetiğiyle yeniden kuran yapısı ve Gaye Su Akyol’un otantik müzikal dünyası, Papazkarası’nın da eski bir üzüm olup modern yorumlarla yeniden anlam kazanmasına ve rustik yapısına paralel bir çizgide geliyor bana.
Bornova Misketi – İzmir / Ege

Bornova Misketi; aromatik yoğunluğu ve hafif gövdesiyle, doğrudan algılanan bir beyaz şarap deneyimi sunar. Yasemin ve üzüm çiçeği notaları, daha ilk anda hissedilir ve şarabın genel karakteri, teknik analizden çok duyusal bir açıklık üzerinden kurulur.
Yemek: Ege otları, zeytinyağlılar
Aromatik yapı, yemeğin kokusal zenginliğiyle örtüşür; hafiflik dengeyi korur.
Müzik: Sezen Aksu – Yaz
Neşeli, açık ve doğrudan; ilk anda hissedilen bir hafiflik, Bornova Misketi kesinlikle Sezen Aksu’nun flörtöz yaz şarkıları!
Karasakız – Bozcaada / Kuzey Ege

Karasakız; hafif-orta gövdeli yapısı, canlı asiditesi ve serin içimiyle, kırmızı şaraplar içinde daha ferah bir profil sunar. Kiraz ve narenciye kabuğu tonları, damakta hafif ve akışkan bir iz bırakır. Bu yönüyle klasik “ağır kırmızı” algısından uzak, daha hareketli ve güncel bir karakter taşır.
Yemek: Izgara enginar, domatesli barbunya, közlenmiş sebzeler
Hafif gövdesi ve canlı asiditesi, Akdeniz tipi sebze tabaklarıyla ferah ve dengeli bir eşleşme yaratır.
Müzik: Yeni Türkü – Cevriye Hanım
Şarkının eğlenceli, hafif ve Ege’ye özgü melodik akışı, Karasakız’ın ferah ve serbest karakterini çok iyi yansıtıyor.

Yorum bırakın