Şu aralar sıklıkla duyduğumuz “sürdürülebilirlik”, özellikle pandemiyle beraber daha çok dikkat ettiğim bir konu oldu. Hal böyle olunca, “Ben bireysel olarak ne yapabilirim?” diye düşünmeye başladım ve yavaş yavaş alışkanlıklarımı değiştirmeye koyuldum. Sadece çöpleri ayırmak değilmiş mesele: aslında hayatımızın her alanında daha bilinçli seçimler yapmak gerekiyormuş. Ve ne yalan söyleyeyim, bu yolculuktan bayağı keyif almaya başladım. Şimdi size de kendi minik ama etkili sürdürülebilirlik adımlarımı anlatmak istiyorum. Belki siz de “Ben de böyle ufak bir adım atabilirim” dersiniz, ne dersiniz?

İkinci El ve Dönüştürülmüş Ürünlere Şans Vermek
Bizde ikinci el alışveriş kültürü bence hâlâ yavaş yavaş yayılıyor ama son zamanlarda özellikle dönüştürülmüş ürünler, bu konuda çekincesi olanlar için daha ulaşılabilir ve kabul edilebilir hale geldi diye hissediyorum. Benim de bu konudaki bakış açım zamanla değişti. Hatta bu dönüşümde ilham aldığım birkaç harika isim var: Neslişah Kartal, Tati Gez ve Duru İnceler.
Neslişah Kartal: İkinci Elin “Cool” Hali (@neslisahfazlagic)
Her parça, Neslişah Hanım’ın ellerinde bambaşka bir stile dönüşüyor. Kendim onun kadar cesur ve orijinal kombinler yapmaya cesaret edemesem de hayranlıkla reels olarak paylaştığı kombinleri takip ediyorum. Hatta bazen kendim kombinlerimi yaparken, “Neslişah Hanım olsa şimdi kesin daha çılgın bir şekilde bu parçayı hak ettiği noktaya getirirdi, onun gibi düşünmeye çalış Gamze!” diye sınırlarımı zorlamaya çalışıyorum. Ayrıca onun sayesinde Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki ikinci el butikleri keşfettim. Şimdi her yolum düştüğünde mutlaka uğruyorum. Gerçekten hazine avına çıkar gibi bir his. Neslişah Hanım sayesinde vazgeçilmez butiklerim arasına giren “Becolis Zamansız Moda“ya vaktiniz varsa mutlaka uğrayın derim.

Tati Gez: Bit Pazarı Keşifleri (@tati_gez)
Tati Hanım bana resmen bit pazarı aşkı aşıladı. Her hafta bir şey almasam bile “Bi’ bakayım” hissiyle mutlaka uğruyorum. O atmosfer, keşfetmenin heyecanı, fiyatların ulaşılabilirliği… Hepsi başka bir tat. Hele bir de Tati Hanım’ın bit pazarından bulduğu eşsiz parçaları tek tek paylaşması, farklı desenlerle yakaladığı eşsiz uyum, onları dönüştürme ve kombinleme reels’ları yok mu! İlham arıyorsanız mutlaka göz atın derim. Tati Hanım sayesinde keşfettiğim başta Kadıköy Salı Pazarı (cumaları oluyor) ve oradan aldığım ilhamla kendi gittiğim semt pazarlarında bulduğum ikinci el standları (Tuzla Pazar Pazarı, Erenköy Perşembe Pazarı) da listemde.

Bu arada artık neredeyse her semt pazarında ikinci el reyonlar karşımıza çıkıyor. Bir tezgâhta kıyafetler yığın halindeyse, her parçadan birer adet varsa, kot-gömlek-tişört-şort karışık bir şekilde sunuluyorsa ve fiyatlar da 40-100 TL arasında dolaşıyorsa, büyük ihtimalle ikinci el bir köşeye denk geldiniz demektir. Çekinmeyin, sorması serbest. Ben en orijinal kıyafetlerimi, tarzımı en çok yansıtan parçaları çoğu zaman bu tezgâhlardan buluyorum. Evet biraz zaman harcamak gerekiyor ama sonunda ortaya çıkan o “buluntu” parça, hem kişisel hem de çevresel anlamda çok tatmin edici oluyor.
Duru İnceler: Dolaptakileri Değerlendirmek (@duruinceler)
Duru Hanım’dan öğrendiklerimin başında, yeni bir şey almadan önce “Dolabımda ne var?” sorusunu sormak geliyor. Çünkü gönderilerinde kendisinin ve çevresindekilerin elinde olan kıyafetlerle, uzun süre bir şey almadan kombinler yapılabildiğini, sınırlarını zorladığı ama bir o kadar eğlendiğini görmek bana çok ilham veriyor. Mevcut parçaları dönüştürmek, yeni kombinler denemek, farklı şekillerde kullanmak… Bu yaklaşım sadece sürdürülebilir değil, aynı zamanda yaratıcılığı da tetikliyor. Bununla ilgili bulduğum ve işimi oldukça kolaylaştıran bir uygulama olan Whering’den ileriki satırlarda bahsedeceğim, okumaya devam edin bence.

Üstelik bu süreci kolaylaştıran uygulamalar da var artık. Mesela Gardırops ve Dolap gibi platformlar sayesinde ikinci ele ulaşmak çok daha pratik hale geldi. Biraz ilham, biraz merak… Gerisi kendiliğinden geliyor zaten.
Nivogo ile Tanışın: Dönüştürmenin En Güzel Hali
Eğer ikinci el alışverişten çekinceniz hâlâ devam ediyorsa, sizi Nivogo mağazalarını deneyimlemenizi özellikle öneriyorum. Gerçekten “ikinci el” algısını baştan aşağı değiştiren bir deneyim sunuyorlar. Her şey düzenli, temiz ve kaliteli; yani klasik “bit pazarına nur yağmış” anlayışı değil, keyifli bir alışveriş ortamı.
Nivogo, markaların satılmamış, iade edilmiş ya da küçük defolu ürünlerini onarıp yenileyerek tekrar satışa sunan bir döngüsel ekonomi platformu. Hem alışveriş yapıyorsunuz hem de atık oluşumunu engelleyen bir sisteme katkı sağlamış oluyorsunuz. Nike, Adidas, Puma, SuperStep ve Beymen gibi birçok büyük markayla çalışıyorlar. Ürün yelpazesi geniş ve güven verici.

Ben bir çift bot ve harika bir elbiseyi piyasanın neredeyse yarı fiyatına Nivogo’dan aldım. Kızıma da – malum, çocuklar hızla büyüyor – birkaç tişört kaptım. Hem cebim rahat etti hem de döngüye minicik bir katkı sağlamış oldum.
Nivogo’nun mağazaları şu anda İstanbul’da: Akasya, İstinyePark, Kanyon, Vadi İstanbul ve Metropol AVM gibi merkezi yerlerde bulunuyor. Yolunuz düşerse uğrayın, deneyim kısmı gerçekten tatmin edici.
Yepy ile Teknolojide de Döngüsellik Mümkün
Kıyafet alışverişine ek olarak, işin bir de teknoloji tarafı var. Yeni telefonumu büyük ihtimalle Yepy’den alacağım. Sahibinden.com güvencesiyle hayata geçen bu sistemde, ikinci el ve yenilenmiş ürünleri güvenle alabiliyorsunuz. Özellikle telefon gibi yüksek fiyatlı ürünlerde en sevdiğim detay, 12 aya varan taksit imkânı olması. Hem sürdürülebilir bir seçim yapmış oluyorsunuz hem de bütçenizi zorlamıyorsunuz.

Kitap Alışverişi: Nostaljik ve Sessiz Çözümler
Kitap alışverişiniz için size iki önerim olacak: biri nostaljik, diğeri sessiz ve huzurlu. Eğer sahaf kokusunu seviyorsanız, NadirKitap.com‘u mutlaka kurcalayın. Piyasaya göre çok daha uygun fiyatlarla eski kitaplara ulaşabiliyorsunuz.
Bir diğer önerim de şehir kütüphaneleri. Özellikle İstanbul’da neredeyse her ilçede birkaç kütüphane var. Ben toplantım yoksa kafeye gitmek yerine kütüphaneye gitmeyi tercih ediyorum. Sessizce çalışmak, arada mola verip dergilere göz atmak bana çok iyi geliyor. Sevdiğim kütüphanelerle ilgili ayrı bir yazı da paylaşacağım.
Elindekini Değerlendirme Modeli: Whering
Alışveriş yapmak istemiyor, sadece elinizdekini değerlendirmek istiyorsanız — ki açıkçası bu benim en sevdiğim model — size Whering uygulamasından bahsetmek istiyorum.
Telefonuma indirip gardırobumdaki kıyafetleri ekledim ve bana kombin önerileri sunarak olayı başka bir boyuta taşıdı. Aynı gömlekle dört farklı kombin yapılabileceğini görünce gözlerim açıldı. Yeni bir şey almadan önce artık uygulamaya bakıyorum. Hem sıfır masrafla, hem de sıfır çöple yepyeni kombinler mümkün.

“Ayy şimdi ben tek tek kıyafet fotoğrafı mı çekeceğim?” dediğinizi duyar gibiyim. Tabii ki hayır. Uygulamanın kendi kataloğundan sizin kıyafetlerinize benzeyen parçaları seçebilirsiniz. Ya da benim gibi her gün üzerinizdeki kıyafetin fotoğrafını çekerek, kısa sürede dolabınızın büyük kısmını uygulamaya aktarmış olursunuz. Maksimum 5 gününüzü alır.
Whering’i Nasıl Kullanıyorum?
1. Gardırop oluştur: Kendi kıyafetlerinizi manuel ekleyin ya da katalogdan benzerlerini seçin.
2. Kombin fikirleri al: Uygulama otomatik olarak kombin önerileri sunuyor.
3. Ne zaman ne giydim takibi: Giydiğiniz parçaların geçmişini görebiliyorsunuz.
4. Alışveriş listesi oluştur: Eksik parçaları not edebileceğiniz bir alışveriş listesi var ama öncelik her zaman elinizdekilerde.
Son Söz: Gerçekçi Adımlar, Gerçek Etkiler
Sürdürülebilirlik denince insanın gözünde bazen büyük, ulaşılmaz hedefler canlanıyor. Oysa işin sırrı küçük adımlarda gizli. Tek bir tişörtü ikinci el almak, bir kitabı sahaflardan edinmek, bir kombini tekrar tekrar farklı şekilde giymek… Bunların hepsi birer katkı.
Her şeyi mükemmel yapmak zorunda değiliz. Gerçekçi ve içten gelen çabalarla ilerlemek yeterli. Eğer bu yazıda bahsettiğim bir fikir bile size “Ben de deneyebilirim aslında” dedirttiyse, çok mutlu olurum.
Sizin sürdürülebilirlik yolculuğunuz nasıl gidiyor? Yorumlarda buluşalım.

Yorum bırakın