Hiç başarılarını şansa, çevrene ya da doğru zamanda doğru yerde olmaya bağladığın oldu mu? İçten içe “Aslında bu kadar da iyi değilim” dediğin bir an? Belki de bir gün biri gelip “gerçeği” görecekmiş gibi hissettiğin… Eğer bunlar kulağına tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin. Çünkü dünya genelinde milyonlarca insan, özellikle de kadınlar, Impostor Sendromu ile karşı karşıya… Türkçe’ye Sahtekarlık Sendromu olarak çevrilen bu sendrom kısaca, kişinin kendi başarılarını sahiplenememesi ve çevresinin onu abarttığına inanması hali.

Bu His Nereden Geliyor?
Impostor Sendromu, ilk kez 1970’li yıllarda klinik psikologlar Pauline Clance ve Suzanne Imes tarafından tanımlandı. Kendi yaşadıkları bu olguyu danışanlarında da fark etmeleri ile derinlemesine araştırmaya başlayan ikili, özellikle başarılı kadınlarla yaptıkları görüşmelerde, bu kişilerin kendi başarılarını içselleştirmekte zorlandıklarını ve hep bir “rol yapma” hali içinde olduklarını fark ettiler.
Zamanla bu durumun sadece kadınlara özgü olmadığı da anlaşıldı. Bugün erkekler de benzer duygularla mücadele ediyor. Ancak toplumsal roller, yetiştirilme tarzı ve mükemmeliyetçilik, kadınların bu sendromu daha yoğun yaşamasına sebep olabiliyor.
Impostor Sendromu Belirtileri
Bu sendromun sesi genellikle şunları fısıldar:
- “Sen o kadar da başarılı değilsin.”
- “Sadece şanslıydın.”
- “Gerçek yetenekli insanlar gibi hissetmiyorsun çünkü değilsin.”
- “Bir gün herkes senin yetersiz olduğunu anlayacak.”
Bu düşünceler; geçmiş başarılarımızı gölgeleyebilir, yeni adımlar atmaktan bizi alıkoyabilir, hatta hayattan aldığımız keyfi azaltabilir.

Neden Böyle Hissediyoruz?
Aslında bu hisler, kendi yarattığımız birer kurgu değil. Çocuklukta aldığımız mesajlar, karşılaştırmalar, başarıya dair kalıplaşmış tanımlar, sürekli rekabet ortamları ve kusursuz olma beklentisi… Zamanla içimizde küçük bir “eleştirmen” yaratır. O ses büyüdükçe, kendi sesimizi duyamaz hale geliriz.
Impostor Sendromu ile Baş Etme Yöntemleri
- Farkına var: Adını koyabildiğimiz her şeyle yüzleşebiliriz. Ve onu dönüştürmek için içsel bir güç geliştirebiliriz.
- İç sesini yakalayıp ona farklı bir yerden bak: Bu düşünce sana mı ait? Yoksa sana öğretilmiş bir inanç mı? Böyle düşünmek için nedenlerin var mı?
- Destek al: Koçluk, terapi, topluluklarla bağlantı… Tüm bu yollar kendi içsel dengemize yeniden kavuşmamıza yardım edebilir.
Kendi Yolculuğum
Ben de bu duygularla çok uzun yıllar boğuştum. Koçluk yolculuğuma başlamadan ve Impostor Sendromu üzerine eğitim almadan önce, defalarca kendi yeterliliğimi sorguladım. Adını bilmediğim bu sendromla boğuşurken bunu bana özel bir özgüven sorunu sandım.

Bugün geldiğim noktada, Impostor’un tuzağına düşmemek için donanımlıyım artık. Hayatıma olumsuz etkilerini çok iyi bildiğimden de bu konuda farkındalık yaratmayı kendime görev edindim. Mümkün olduğunca çok kişinin yalnız olmadığını ve yaşadığı bu durumla başa çıkmanın yolları olduğunu öğrenmesini istiyorum. O yüzden hem kendi sürecimden edindiğim deneyimle, hem de profesyonel bilgi ve araçlarla başkalarına da eşlik ediyorum.
Impostor Sendromunu Güce Dönüştürmek
Tüm bunların ışığında gördüm ki, Impostor Sendromu yalnızca bir engel değil, aynı zamanda derin bir içsel büyümenin kapısını aralayan bir işaret olabilir. Gerçek potansiyelini görmek ve onu sahiplenmek için… Kendine nazikçe yaklaşabilir, küçük adımlarla ama bilinçli bir dönüşüm başlatabilirsin. Kendini yetersiz değil, yolda görmeye başladığında asıl değişim başlar.
Bu yolda destek almak istersen bana didem@coacademia.com mail adresinden ya da coacademia_ Instagram hesabımdan ulaşabilirsin.

Yorum bırakın