Vejetaryen olmak ara sıra aklıma düşerdi, veganlık ise hiç farkında olduğum bir yaşam biçimi bile değildi. Ne zaman hayvansal ürünleri tüketmemeyi düşünsem, bunu neden yapamayacağıma dair sebepler bulurdum. Ta ki hayvancılık sektörünü gerçekten merak edip araştırana kadar… Zamanla bu gerekçelerimin çoğunun aslında bilgi eksikliğinden, alışkanlıklardan ve değişim korkusundan doğan “bahaneler” olduğunu fark ettim. Belki siz de vegan olmak istiyor ama benzer çekinceler yaşıyorsunuz. O yüzden bu bahanelerimi ve bugün onlara nasıl baktığımı ele almak istiyorum.

1. “Vegan olursam yiyecek bir şey bulamayacağım”
Vegan olmadan önce seçeneklerimin neler olduğunu bilmiyordum. Hatta paketli makarnaların neredeyse tamamının vegan olduğundan bile haberim yoktu. Bu yüzden Vegan Outreach’in “10 Haftada Vegan” programına üye olmuştum. Her hafta vegan beslenmeden hayvanların yaşadıklarına kadar farklı bir konuda bilgilendirici e-postalar gönderiyorlardı.
Aynı zamanda Instagram’daki vegan hesapları takip ederek vegan ürünleri keşfettim. Zaten o gözle bakmaya başlayınca, seçeneklerim de bir anda görünür hale geldi: sebzeler, baklagiller, makarna, pilav, meyveler, kuruyemişler, atıştırmalıklar…
Üstelik bir ürünün vegan olması için üzerinde “vegan” yazması gerekmiyor, “kazara vegan” pek çok ürün var. Mekanlardaki seçenekler de hızla artıyor. Yoksa da küçük değişiklikler rica ederek vegan bir yemek oluşturmalarını sağlayabiliyorsunuz.
2. “Hayvansal ürünleri çok özleyeceğim, canım çekecek”
Ben hayvansal gıdaların birçoğunu severek tüketiyordum. Neredeyse her öğünümde hayvansal bir ürün vardı. Dolayısıyla tüm bunları birden bırakınca, hayatım boyunca canımın çekeceğini düşünüyordum. Ancak vegan olmamın arkasında hayvan refahı adına çok güçlü bir neden (ve izlediğim travmatik videolar) olunca, bir süre sonra hayvansalları “yemek” olarak görmemek kendiliğinden geldi. Yani bu satırları yazdığım laptop benim için neyse, hayvansallar da o… Nasıl laptopımı yemek aklıma gelmiyorsa, aynı durum geçerli.

Elbette çocukluğumuzdan beri bildiğimiz ve alıştığımız tatlar var. Bazen özlediğimiz şey aslında ürünün kendisinden çok o tanıdık tat, doku veya deneyim olabiliyor. Neyse ki bugün çok fazla vegan alternatif var. Bazı zincir marketlerde, vegan marketlerde ve özellikle online vegan marketlerde her damağa hitap edecek şarküteri ve süt ürünleri bulabilirsiniz. Denemeye nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bana mesaj atabilirsiniz, önerilerimi seve seve paylaşırım 🙂
3. “Vegan beslenirsem yeterli protein, kalsiyum ve demir alamayacağım”
Vegan olunca yeterli makro ve mikro besinleri alamayıp sağlığımın bozulacağını düşünüyordum. Özellikle protein, kalsiyum ve demir konusunda ciddi endişelerim vardı. Oysa biraz kafa yorunca ve araştırınca; sebzeler, baklagiller, kuruyemişler, tohumlar, koyu yeşil yapraklı bitkiler ve tahıllardan her şeyi alabileceğimi fark ettim. Sadece haftada bir gün B12 ve her gün çoğu insan gibi D vitamini almam gerekiyor.
Ne kadar araştırmış olsam da başlarda tedirgindim doğrusu. O yüzden önce üç ayda bir, sonra daha az sıklıkla kan tahlili yaptırdım. Hiçbir değerimde düşüş olmadığı gibi, dengeli ve yeterli beslendiğim takdirde gayet sağlıklı olabileceğimi anladım. Ha düşen bir değer vardı: kolesterol!
Bazılarınız biliyordur; vegan bir hamilelik geçirdim ve dört aydır bebeğimi sadece anne sütüyle besliyorum. Tabii bu durum bedenimden fazlasıyla besin çekiyor. Anneliğimin üçüncü ayının sonunda çok kapsamlı bir kan tahlili yaptırdım ve her şey olması gereken aralıklardaydı.

4. “Veganlar ekstrem insanlar”
“Vegan” deyince gözümün önüne renkli saçlı, her yeri piercingli ve dövmeli insanlar gelirdi. Veya çıplak bir şekilde kendini mezbahaların önüne zincirleyen falan! Sonra Dr. Suat Erus’un “Kim Bu Veganlar?” adlı podcast’ine denk geldim. Her bölüm yıllardır vegan olan farklı insanları dinledikçe kafamdaki o imaj dağıldı. Akademisyenler, sporcular, sanatçılar, doktorlar… Birbirinden tamamen farklı hayatlar yaşayan insanların veganlık konusunda son derece mantıklı bir zeminde konuştuğunu gördüm.
5. “Ailem ve arkadaşlarımdan baskı göreceğim”
Kabul edelim, vegan olacağımı açıkladığımda çevremdeki herkes bu kararı hemen kabullenmedi. Ailem sağlıksız olduğunu düşünerek vazgeçirmeye çalıştı, bazı arkadaşlarım ise bunun geçici bir heves olduğunu düşündü. İlk kabul edip bağrına basan kayınvalidem olmuştu. Benim kendim için en doğrusunu bileceğimi söyleyerek, ona her gittiğimde vegan yemek hazırlamaya başladı.
Ailemin kaygıları ise düzenli yaptırdığım kan tahlilleri sonucunda azaldı. Ortada bilimsel bir veri olunca, konu tartışmaya kapanıyor 🙂
6. “Tek başıma bir şeyi değiştiremem”
Benim en güçlü argümanlarımdan biriydi. Bunu oy kullanmaya benzetebilirsiniz belki. “Bir oy neyi değiştirecek ki?” demeden her seçim gidip oy vermiyor musunuz? Birleşe birleşe anlamlı bir etki yaratıyor sonuçta.

Bu çevrenizdeki birini hayvancılık sektörü hakkında bilgilendirmek olabilir, restoranlarda vegan seçenek talep etmek veya marketteki vegan ürünleri alıp piyasaya sunulan vegan ürün sayısının arttırılmasını sağlamak da…
Şöyle düşünün: kölelik, ırkçılık, cinsiyetçilik, cinsel yönelim ayrımcılığı, avcılık, kürk sevdası… Bugün üzerine konuştuğumuz pek çok hak meselesi de bir zamanlar çok daha az insan tarafından dile getiriliyordu. Hayvan refahının da ancak konuştukça, sorguladıkça ve talep ettikçe mümkün olabileceğine inanıyorum. Ben konuşacağım, siz konuşacaksınız ve böyle böyle bir şeyler değişecek.
7. “Allah hayvanları bizim için yarattı, yoksa bu kadar besleyici ve lezzetli olmazlardı”
Evet, bu düşünceye sahip olduğuma inanamıyorum. Belki insan veya kedi-köpek eti de çok lezzetli, onları da mı yiyelim o zaman? Diyelim ki gerçekten Allah onları bizim için yarattı… Hala hayatta kalabilmek için onlara ihtiyacımız var mı? Bu kadar çok alternatife kolay bir şekilde sahip olabiliyorken, 2026 yılında hala kendimiz için can almaya veya tutsak etmeye gerek var mı?
8. “Hayvanların canı acımıyor”
Yine utanarak itiraf ettiğim cahilce bir varsayımım daha… Oysa hepimiz okulda fen bilgisi dersi almış insanlarız. Onların da bizim gibi sinir sistemi olan canlılar olduğunu, dolayısıyla acıyı ve korkuyu hissedebildiklerini biraz düşününce fark etmemiz lazım.

Okul yıllarına gitmeye de gerek yok. Evinizdeki veya sokağınızdaki patili dostlarınıza bakın. Onlar da sinir sistemi olan canlılar. Seviniyor, üzülüyor, korkuyor, şımarıyor, canı yanıyor… Her yıl insan tüketimi için yetiştirilip öldürülen veya sömürülen milyarlarca hayvanın onlardan hiçbir farkı yok.
9. “Veganlık çok pahalı”
Bu algıyı bir yere kadar anlamak mümkün. Çünkü üzerinde “vegan” yazan bazı ürünler gerçekten daha pahalı olabiliyor. Bunun birkaç sebebi var: daha premium bir algı yaratmaları, talebin daha az olması veya içeriğinin daha temiz olması bunlardan bazıları.
Ama gel gör ki toplam mutfak harcamasına baktığımızda; marketten veya pazardan aldığınız sebze, baklagil, tahıl ve meyveler; takdir edersiniz ki kilosu bilmem ne kadar olmuş hayvansallardan daha az tutuyor.
Peki vegan olmak gerçekten zor mu?
Ben vegan olmadan önce zor olacağını düşünüyordum. Hatta gördüğünüz gibi bunu yapamayacağıma dair kendime epey argüman yaratmışım!
Bugün geriye dönüp baktığımda ise bunların çoğunun aynı yerden çıktığını görüyorum: bilmemekten. Ne yiyeceğimi, ihtiyacım olan besinleri nereden alacağımı bilmiyordum. Veganların kim olduğunu bilmiyordum. Hayvanların yaşadıklarını bilmiyordum. Vegan ürünlerin ne kadar çeşitli olduğunu bilmiyordum.

Araştırmaya başlayınca bahanelerim de birer birer ortadan kalktı. O yüzden vegan olmak istiyor ama yapamayacağınızı düşünüyorsanız, size “Yarın vegan olun” demeyeceğim. Ama merak edin. Araştırın. Hayvancılık sektöründe neler olduğunu öğrenin. Birkaç vegan hesap takip edin. Markette daha önce bakmadığınız raflara bakın. Sevdiğiniz birkaç yemeğin vegan alternatifini deneyin.
Çünkü belki sizin de önünüzde duran şey veganlığın kendisi değil, veganlık hakkında doğru sandığınız şeylerdir.

Yorum bırakın