Bakış Açınızı Değiştirebilirsiniz: Hayatı Nasıl Algıladığınız Sizin Elinizde

3–5 dakika

Hayatın içindeki pek çok durum, aslında olduğu haliyle değil, bizim ona yüklediğimiz anlamla şekilleniyor. Aynı deneyim kimi zaman bir yük, kimi zaman ise keyifli bir ritüel haline gelebiliyor. Peki, bakış açımızı değiştirerek olumsuz gibi görünen durumları daha anlamlı ve keyifli hale getirmek mümkün mü? Bu yazıda, bakış açısını değiştirmenin hayatınızı nasıl dönüştürebileceğini, bizzat kendi deneyimlerimden yola çıkarak paylaşıyorum.

Photo by Anna Morgan on Pexels.com

Yemek Yapmak: Angaryadan Keyifli Bir Ritüele

Yemek yapmak bana müthiş angarya bir iş olarak gelirdi. Hayatımdan çalınan dakikalar olarak görürdüm. Ne yapacağıma karar vermek, malzemeleri temin etmek, onları tek tek yıkamak, doğramak, ortaya lezzetli (en azından besleyici) bir şey çıkarabilmek, sonra ortalığı toplamak… Bu taraftan bakarsanız yemek yapmaktan soğumak işten bile değil. Tek başıma yaşarken basit, pratik seçeneklerle bir şekilde hallediyordum ancak evlendikten sonra hayatımız düzene girince evde akşam yemeği yeme gibi bir rutin oluştu haliyle.

Yemek yapmaya karşı bakış açım ise vegan olmamla beraber değişti. Yeni bir dünya keşfettiğim için çok heyecanlıydım. Hangi sebzenin mevsimiyse Google’a “vegan x recipes” yazıp karşıma çıkan pratik ama leziz görünen tarifleri uyguluyordum. Farklı öğeleri farklı soslarla tek bir tabakta harmanlayarak bildiğimiz geleneksel lezzetlerin dışına çıkmak, yemek yapmaktan keyif almaya başlamamı sağladı.

Veganlığımın ilk bir yılında bu şekilde ilerledikten sonra artık hevesimi aldım. Daha da artan yoğun iş – özel yaşam tempom nedeniyle daha çok tencere yemekleri yapıyorum. Sebze/baklagil yemeklerinin yanında çorba veya pilav/makarna ve salata gibi menüleri yaklaşık 1 saatte çıkarıyorum. Eskisi gibi angarya gibi değil, sağlıklı beslenme rutini olarak düşünmeye başladım.

Photo by Gary Barnes on Pexels.com

Buna ek olarak hafta içi evden çalıştığım günlerde, öğle arasını elektronikten uzaklaşıp “mindful” dakikalar yaşama fırsatı olarak görmeye başladım. Mutfağa girip bir şeyleri kırt kırt doğramak, beş duyumla deneyimleyerek o yemeği hazırlamak, gün boyu yorulan zihnimi ve kapanan algımı sakinleştiriyor. Bir anlamda terapi gibi geliyor.

Dolayısıyla vegan olup yeni lezzetler keşfetmeye başlamak ve yemek yapmayı bir zorunluluk değil bir “mindfulness” aktivitesi olarak görmek, bu konudaki bakış açımı tamamen değiştirdi ve artık süreçten keyif almaya başladım.

Erken Kalkmak: Zorunluluktan “Me Time” Ritüeline

İşe gitmek üzere erken kalkmak çoğu kişi için eziyettir. Sabaha kurduğunuz alarmı defalarca ertelemek, yatağa iyice gömülmek ve tatlı uykunuza devam etmek istersiniz. Hele ki kış saati uygulaması kalktığından beri kışın kapkaranlık bir gökyüzüne uyanmak her şeyden zor gelir. Aynısı benim için de geçerliydi tabii.

Pandemi zamanı evden çalışmaya başladığımızda iş – yaşam dengesi bende tamamen şaşmıştı. Artık bir ofis saati olmadığı için ilk zamanlar o bilgisayar hiç kapanmıyordu. Akşam bir noktada bilgisayarı kapattıktan sonra ev işlerini yapınca da o çok sevdiğim kitap okumaya asla zaman ayıramıyordum çünkü artık bir satır bir şey okuyacak gücüm kalmıyordu.

Photo by Reynaldo Yodia on Pexels.com

Mesai başlayana kadar kahve ve müzik eşliğinde kitap okuduğum, bir şeyler yazdığım, sabah bültenleri eşliğinde kahvaltı yaptığım dolu dolu saatler… Zamanla beynim kış karanlığını “me time” ile ilişkilendirdi. Öyle ki gökyüzünün aydınlanmaya başlaması, kendime ayırdığım bu zamanın bitmek üzere olduğu anlamına geliyordu. Artık karanlık sabahlar benim için huzura denkti.

Aynı şekilde ofise gideceğim günler de 6.30’da ofiste oluyordum ve kahvemi demleyip mesai başlayana kadar kitap okuyordum. Dolayısıyla beynim aynı ilişkilendirmeyi ofis günleri için de yapıyordu. Böylece kazandığım bu yeni alışkanlık sayesinde sabah karanlığında uyanmak bana bir eziyet değil, kendimle baş başa kalmak için bir fırsat olarak görünmeye başladı.

İstanbul Trafiği: Stres Kaynağından Deşarj Alanına

Bir Ankaralı olarak İstanbul’a ilk taşındığımda trafiği alt etmek için navigasyon uygulamasının önerdiği tüm alternatif yolları deniyordum ve tahmini varış saati ileri attıkça öfkeleniyordum. Trafikte geçirdiğim saatleri boşa geçen zaman olarak görüyordum. Çoğu İstanbullu için de bu durum aynı şekildedir diye düşünüyorum.

Photo by selcuk sarikoz on Pexels.com

Bir de evde ev işleri, ofiste bir toplantıdan diğerine koşturmaca derken fiziksel olarak çok yorulduğumu, oysa İstanbul trafiğinin hareket etmeden öylece oturup dinlenebildiğim bir alan açtığını fark ettim. Yani yine herkesin şikayet ettiği, hatta lanetler okuduğu İstanbul trafiği, benim için podcast dinleyerek keyifli vakit geçirme ve fiziksel olarak dinlenme fırsatı oluşturdu.

Kapanış: Hayattan Keyif Almak Bir Tercih Meselesi

Hayatımız boyunca karşılaştığımız pek çok olumsuz gibi görünen durum değişmeyebilir; ancak onlara yüklediğimiz anlam tamamen bizim kontrolümüzde. Aynı deneyimi bir yük ya da bir fırsat olarak görmek, bakış açımıza bağlı. Olumsuzluklara karşı perspektifinizi değiştirmek, hayatın içindeki küçük anlardan keyif almak ve daha tatmin edici bir yaşam kurmak, sandığınızdan çok daha fazla sizin seçiminizdir.


Yeni yazıların e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Bizi Instagram’da Takip Edin!

AliveSouls'a ücretsiz abone olun!

Güncel yazılardan ve haftalık bültenden anında haberdar olmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin