Doğum yaptığımdan beri kendime ayırabildiğim her dakika çok daha kıymetli. Bebeğin uyuduğu o kısa aralara sığdırmak istediğim o kadar çok şey var ki… Bu küçük “mom break”leri bana iyi gelen şeylerle değerlendirmeye çalışıyorum. Eşimin babalık izni yalnızca 10 gün olduğu için günün büyük bölümünde tek başımayım. Ben de hem kendim hem de sizler için kişisel bakım ritüellerinden küçük şehir keşiflerine uzanan sekiz solo date önerisini bir araya getirdim.

1. Kendinize Bir Bakım Günü Ayırın
Uzun zamandır aklınızdaki o masaj randevusunu alın veya birkaç saat geçirebileceğiniz bir spa veya hamam araştırın. Sauna ve buhar odası eşliğinde bedeninizin gevşemesine ve hayatın yavaşlamasına izin verin. Telefonu bir süreliğine dolaba bırakmak, bu deneyimi yalnızca fiziksel değil zihinsel bir dinlenme fırsatına da dönüştürecektir.
Alternatif olarak manikür, pedikür ya da kuaför randevusu da güzel bir solo date olabilir. Pinterest’ten kaydettiğiniz nail art veya saç modellerinden birini denemenin tam vakti, özel bir günü beklemenize gerek yok! Günün sonunda önünden geçtiğiniz sokak çiçekçisinden kendinize küçük bir buket hazırlatabilirsiniz.
2. Bedeninizle Yeniden Bağ Kurun
Yoga, pilates, meditasyon veya nefes çalışması gibi daha sakin tempolu bir kursa yazılın. Günün koşturmacasından çıkıp bedeninize dönmenizi sağlayacaktır.
Stüdyo ortamı size göre değilse mahallenizde veya kent ormanında yürüyüşe çıkabilirsiniz. Müzik dinleyin, sevdiğiniz bir podcast’i açın ya da yalnızca çevrenizdeki seslere kulak verin. Anda kalarak, tüm duyularınızla yürüyüş rotanızdaki detayları fark edin.

3. Kahve, Kitap ve Tatlıyla Kendinize Sakin Bir Köşe Bulun
Kitabınızı alıp daha önce gitmediğiniz bir kahve dükkanı seçin. İçeceğinizi sipariş ettikten sonra telefonunuzu sessize alın ve hikayenin içinde kaybolun. Dönüş yolunda yeni bir pastane ya da fırın keşfedin. Oranın en sevilen tatlısını sorup daha önce tatmadığınız bir lezzete şans verin.
Eğer henüz denemediyseniz sizinle birkaç mekan önerisi paylaşayım: İstanbul’da Ethique, Sisters & Harvest ve Nutcase; Ankara’da Vinni the Vegan Witch ve Veggy Delivery, İzmir’de ise Vegkek Boutique ve Moono tatlılarıyla öne çıkan yerler arasında.
4. Kendi Şehrinizde Turist Olun
Mahallenizin pek dikkat etmediğiniz sokaklarını veya şehrin merak ettiğiniz bir semtini gezin. Henüz kentsel dönüşüme girmemiş, o ruhu olan binaların detaylarını ve butik dükkanları inceleyin. Hatta her defasında başka bir semti fotoğraflayarak kendi küçük şehir albümünüzü oluşturabilirsiniz.
Rotanıza bir bitpazarı, antikacı veya ikinci el dükkanı da ekleyebilirsiniz. Eski bir kitap, seramik bir tabak, vintage bir aksesuar ya da evinize karakter katacak küçük bir obje bulabilirsiniz. Böylece o günün hikayesini de beraberinde taşımış olursunuz.

5. Kültür-Sanat Günü İlan Edin
İlginizi çeken bir sergi veya müze belirleyin. Buraları tek başına gezmenin en güzel yanı, istediğiniz eserin önünde dilediğiniz kadar kalabilmeniz. Daha önce kaleme aldığım İBB’nin Yeniden Yaşam Verdiği Kültür-Sanat Merkezleri ve Kütüphaneler başlıklı yazımdan faydalanabilirsiniz.
Akşam için ise bir tiyatro oyunu, sinema filmi veya stand-up gösterisi seçebilirsiniz. İzlemek istediğiniz bir yapım için başkasının takviminin uygun olmasını beklemeyin. Bu arada tiyatro oyunlarının izleyici yorumları için Tiyatrolar.com.tr‘yi çok faydalı buluyorum.
Daha düşünsel bir deneyim arıyorsanız edebiyat, psikoloji, tarih veya sürdürülebilir yaşam gibi ilgi duyduğunuz bir konuda düzenlenen söyleşi veya atölyelere katılabilirsiniz. Solo date’iniz yeni bir ilgi alanının başlangıcına dönüşebilir.
6. Yeni Tatlar Etrafında Bir Randevu Planlayın
Uzun zamandır merak ettiğiniz restoranda bir kişilik rezervasyon yaptırın ve başlangıçtan tatlıya kadar denemek istediğiniz yemekleri tadın. Yemekten önce barın önünde bir tabureye oturarak barmenden zevkinize uygun bir kokteyl hazırlamasını isteyin.
Deneyimin biraz daha aktif olmasını isterseniz yemek veya pastacılık atölyesine katılabilirsiniz. Vegan tarifler öğrenmek veya artizan ekmekler hazırlamak… Eve yalnızca güzel bir tarifle değil, kendi ellerinizle yeni bir şey üretmenin verdiği tatminle dönersiniz.

7. Açık Havada Mevsimin Tadını Çıkarın
Semt pazarına gidin ve mevsim meyve-sebzelerinden, taze otlardan, kuruyemişlerden ve baharatlardan alın. Evde bunlarla yeni bir tarif deneyebilirsiniz. Ben genelde Google’da “vegan X recipe” diye arama yaparak karşıma çıkan farklı lezzetleri pişirmekten çok keyif alıyorum. Böylece solo date’iniz eve döndüğünüzde de devam eder.
Hatta hava güzelse pazardan aldığınız ürünlerle küçük bir piknik yapabilirsiniz. İçeceğinizi, kitabınızı ve rahat bir örtüyü çantanıza atıp bir parkta açık havanın keyfini çıkarın.
8. Anlamlı Bir Deneyime Dönüştürün
Sizlere son önerim ise gününüzü gönüllü bir aktiviteye ayırmak. Bir hayvan barınağına destek olmak aklıma gelen ilk seçenek ama bununla sınırlı kalmayın. İnternetten gönüllülük yapabileceğiniz kurumları araştırıp iletişime geçerek ihtiyaç duyulan desteği öğrenebilirsiniz. Kendiniz için ayırdığınız bir günün başkalarının hayatına da dokunması, düşündüğünüzden çok daha güçlü bir bağ kurmanızı sağlayabilir.

Yorum bırakın